Gündem Köşe Yazıları Nihan Merve YILMAZ

ÖĞRETMEN

Yazı boyutu

Yıllar evvelini hatırlıyorum. Öğretmenimi her gördüğümde duyduğum büyük saygıyı ve sevgiyi. Tek bir bakışıyla bile çok şey öğretirdi. İlkokuldaki sınıf öğretmenimden bahsediyorum. Tam bir Cumhuriyet kadınıydı Gülay Öğretmenim. Nezaketinden ve zarifliğinden taviz vermeden anlatırdı dersleri. Bizleri dinler ve ne demek istediğimizi anlamaya çalışırdı. Her birimizin çok iyi yerlere gelebilmesi için tüm gücüyle çalıştı. Yeteneklerimizi keşfetti. Ona duyduğumuz saygının ve sevginin tarifi yoktur… Sonra eğitim hayatım boyunca hayatıma giren tüm öğretmenlerimi çok sevdim ben. Her öğretmenimden çok şey öğrendim. Onlardan ilham aldım. Aslında yazıya döktüğüm her şeyde payları var. Ben öğretmenlerimizi çok sevdim…
**
O yüzden benim hassas noktamdır öğretmenlik. Mesleğine sadece ‘iş’ olarak bakmayıp bu mesleğe gönül veren nice güzel öğretmenimiz var. Onlarla ilgili gurur verici haberleri okuyordum. (Düne kadar). Ama son günlerde hızla yayılan bir görüntü var ki… Onu izlemeye yüreğim dayanmıyor. Biz herşeyi kirletmeye bayıldığımız gibi bu defa öğrenci ve öğretmen arasındaki o güçlü bağı da kirletmeye başladık. Çorlu’da Ahievran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde sınıfta ders anlatmaya çalışan bir öğretmene, öğrencileri tarafından akıl dışı muameleler yapılıyor. Hatta sözlü saldırılar fiziksel saldırıya da dönüşüyor. Psikolojik şiddetin en üst düzeyine maruz kalan bu öğretmen için sonrası ne oluyor dersiniz? Evet bildiniz… Öğretmene soruşturma açılıyor..! Okul yönetimine bildirmediği için. Peki okul yönetimine nasıl bildirecekti? “Benimle öğrencilerim alay edip kucakladılar ve bunları kaydettiler” mi deseydi? Burada büyük problemler zinciri ortaya çıkıyor
AİLELER KEŞKE UYKULARINDAN UYANSA..!
Öğretmenlerine bu muameleyi yapan öğrencileri de aileler yetiştirdi. O eğitimi veremeyerek toplumsal sorunların başlangıcında yer edindiler. Sorun üç çocuk yapmakla bitmeyecek kadar vahim. Yapılan (!) o üç çocuğa da en iyi şekilde eğitim vermek ve ahlaki kuralları da öğretmek gerekir. Dolayısıyla bu olayın en büyük pay sahibi aileler. Öğretmenler nasıl eğitim alıyor? Atanana kadar geçen yıllarda psikolojileri nasıl bozuluyor? Yüzbinlerce öğretmen adayının arasından sıyrılmak için nasıl mücadeleler veriyorlar? Bu da buzdağının görünmeyen kısmı. Yani eskiden bu kadar fazla öğretmen yoktu. Bu kadar eğitim fakültesi de yoktu. Öğretmen olma kabiliyetine sahip olmayan, hayatında kitap kapağını açmamış insanların da öğretmen olduğunu görüyoruz. ‘Nereden nereye’ derken aslında yanlış sistemin getirilerine hayıflanıyoruz. Yap boza dönen eğitim sistemi artık öğretmen yetiştirmede de ciddi manada sıkıntılar yaşıyor.
YAZIK..!
Gençlerin bir an evvel kendine gelmesi lazım. Bir ülkede herkesten önce öğretmene saygı duyulması lazım. Hitap tarzında ‘Siz’ derken, gözlerimizin güldüğü öğretmenlerimize ‘Sen’ deme lüksümüz yok. Öğrencilerin bu ayrımın farkına varması lazım. Üniversite eğitimi de görse öğrenci her zaman yerini bilmeli. Ve elbette öğretmenler de o saygıyı haketmeli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code