Semra AMAN AKYÜREK

ACININ İÇİNDEN ÇIKAN BİR ŞEKER

Yazı boyutu

Sabah oldukça heyecanlı kalkmıştım. Öncüpınar sınırından geçip burseya dağı eteklerine ve Darmık bölgesinde çatışmanın olduğu bölgeye gidecektik. Terörden temizlenmiş köylerde halkla konuşacaktık. Sabah kahvaltısını gözüm TV’de apartopar yaptım. Kamil bey bugün mü sınırötesi ? diye sorarken ‘hazırlıklı olalım’ diyordu.

Kameralarımızı, fotoğraf makinalarımızı ve ekipman çantamızı aldık ve Öncüpınar kapısına geldik. Operasyon bölgesine geçmek isteyen basın mensuplarından görüntü almak için dirençli olanlar beklemedeydi. ‘Mutlaka geçeceğiz er yada geç’ diyenler, gün boyu burada haberin gelmesini bekliyorlar ve çevredeki Suriyeli vatandaşlarla konuşarak fırtına obüslerinin atışlarının gerçekleştiği gizli yerleri keşfe çıkıyorlardı. Bu konuya dair verebileceğim tek bilgi, Fırtına obüslerimizin gerçekten fırtına gibi oluşu…

Sınırötesi haber çalışması sırasında önceki gün basın aracının nokta atışı ile tekerlekleri vurulmuş ve apartopar geriye dönülmüştü. 1 gün ara verildi. Sonraki gün haber geldi ve ‘sınırötesine geçiyoruz işareti’ ile hemen zırlı aracın kapısına yönelmiştik. Bizi neyin beklediğini hissetmiştim. Bu bende her haberde bazen yaşadığım bir durumdur. Oraya gideceğim ve mutlaka özel bir durum yaşanacak! Bu hissimde hiç yanılmadım. Yine yanılmamıştım.

Bindiğimiz zırhlı araç sınırdan giriş yaptı. Bir ÖSO askeri ve tercümanla birlikte ilerliyorduk. Küçücük camlardan dışarıyı görebilmek için gösterdiğim çabayı anlatamam. Uzun bir yol aldık. Yol git git bitmiyordu. Arada geçtiğimiz köyler vardı. Azez geçişinde kapı aralarından zırhlı araca bakan o gözleri unutmayacağım. Bazen bakışlar konuşur. Bazen gözler kalbin aynasıdır. Ellerinde silahlar yol boyu askerler…

Soran köyünde miting vardı. Bu meydan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın posterleriyle boylu boyuna süslenmiş Dombra müziği çalıyordu. Şaşırdım. Önce çatışma sesleri duyacağımı düşünürken coşkulu destek çığlıkları ve müzikle miting yapan insanlarla bir araya gelmiştik. Ve en özel anlardan birini burada yaşadım. Biliyor musunuz? Burada yaşayan çocuklar hayatlarında hiç çikolata yememiş ve görmemiş. Sakız nedir bilmiyor. Türkiye’den bölgeye ulaşan yardımlar arasında neyin ne olduğunu görme şansına sahipler. Kamil beyle vatandaşlarla röportaj yapalım diyerek kısıtlı olan zamanımızı kullanmaya çalışırken haliyle koşuşturuyorduk. O sırada peşimden koşan minik bir çocuk gözüme ilişti ancak önemsememiştim. Röportajlarımızı yaptık. Gidiyoruz işareti ile zırhlı araca doğru hızlıca ilerlerken minik bir el arkamdan tuttu. Dönüp baktığımda göz göze geldiğim o el, bana elindeki tek şekeri uzatıyordu. Neden? Yani kendi şekerini neden bana veriyorsun? Dedim. Ancak anlamıyordu daha sonra çatpat konuştuğum bir büyüğü yanıma geldi. O şekeri bir haftadır saklıyor. İki taneydi birini yedi ancak ikincisini kimseye vermiyor. Arkadaşlarına vermedi onun için önemli o şeker ama size verecek. Alın dedi. Ne yapacağımı bilemedim. Aldım. Sonra hakkım olmadığını düşündüm geri verdim. Sonra tekrar aldım. Arkadaşları geldi hepsi elime bakıyor. Hepsine veremezdim. Geri versem de olmazdı artık çok geçti ve ben o şekerle geri döndüm… Burseya ve Darmıkta bizi bekleyen inanılmaz şeyler vardı… YARIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code