Gündem Köşe Yazıları Ramazan TOPCAN

AFFIMIZA VESİLE GÜNLER

Yazı boyutu

Yüce Mevla’mız Rahman’dır, Rahim’dir. Kullarını sever ve onlara acır. Günahlara bulanmış, hak ve hakikatten ayrılmış olan kullarını çeşitli vesilelerle bağışlamak, rahmetini onların üzerine indirmek ister. Bunun için Yüce Allah, belli vakitleri, belli mevsimleri vesile kılmıştır.

Nasıl ki haftanın günleri içerisinde Cuma günü diğer günlere nispeten daha faziletlidir. Aynen öyle de kameri aylardan olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları da diğer aylara karşı daha faziletli kılınmıştır. Hiç şüphe yok ki üç aylar dediğimiz Recep, Şaban ve Ramazan ayları bu türden feyiz ve bereketi bol olan zaman dilimlerindendir.

Bu vesileyle bir kere daha Yüce Rabbimize hamd, Efendimize salât ve selam ediyorum.

Yüce milletimizin “üç aylar” diyerek özel bir önem ve değer verdiği Recep, Şaban ve Ramazan aylarına ulaşmış bulunuyoruz. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bu aylarda her zamankinden daha çok ibadet eder ve “Allah’ım! Recep ve Şaban ayını hakkımızda hayırlı kıl, bizi Ramazan ayına kavuştur.” diye dua ederlerdi.

Bir kere hemen konumun başında ifade edeyim ki üç aylar, dünyanın ağır yükü altında yorulan, sen ve ben mücadelesinden bitkin düşen, gündelik hayatın koşuşturmasında kimlik bunalımı yaşayan insanoğlu için bir imdat kapısıdır.
Üç aylar, bedenlerimizi olduğu kadar ruhlarımızı da dinlendirmek ve kulluk şuurunu yeniden idrak etmek için bir fırsattır.

Üç aylar; Yüce Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmak, yıllar yılı sırtımızda bir kambur olarak duran maddî ve manevî günahlardan temizlenmek için ilahî bir ikramdır. Üç aylarda yapılan her bir iyiliğe, tövbe istiğfara, zikir, dua ve tedebbüre birden yedi yüze kadar mükâfatların verileceği Kur’an lisanı ile bizlere müjdelenmiştir. Sabah yuvasından kalkıp rızkının peşine düşen kuş misali rahmet-i ilahinin beşer üzerine sağanak sağanak indiği bu günlerde bizler de; “bana da bir nasip, bana da bir hisse verir misin? Yüce Rabbim!” deyip rahmetten hisse almanın gayretinde olmalıyız. Zira Üç aylar, insanlara yapıp ettiklerine karşın kat kat mükâfatın verildiği günlerdir, gecelerdir.

Üç aylar, ilahî ihsanın ve manevî hediyelerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli ettiği bir zamandır.

Bu aylarda öncelikle yapmamız gereken, nefis muhasebesidir. Kendimizle hesaplaşmaktır. Yanlışlarımızı, eğrilerimizi doğrultmaktır.
“ Ölüm gelip çatmadan evvel ölünüz.” Sözü ne de manidar değil mi?

İnsan, kendisinin âciz ve zelil, dünyanın aldatıcı ve fâni; ahiretin ise ebedi olduğunu ancak ölünce anlar. Bu nedenle ölüm gelmeden önce uyanmalıyız. Kendimize çekidüzen, hayatımıza yeniden ayar vermeliyiz.
Ölmeden önce ölmeyi başarmak, hiç şüphe yok ki seçkin insanlara mahsus bir haldir. Rabbim onlara yakın kılsın inşaallah. Dünya misafirhane, vücudumuz ise bize emanettir. Misafire düşen görev, misafiri olduğu evin ilkelerine riayet etmektir. Emanet ise korunmalı, zayi edilmemelidir.

Nefsi muhasebe, tedebbür ve tefekkür Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği ahlakî bir ilkedir. İhmal veya terk edilirse, insan değersizleşir. Sadece insan değil toplum da itibarsızlaşır. Kıymetsiz hale dönüşür. Arsızlık, hırsızlık, ahlaksızlık, haksızlık, yolsuzluk, kin, nefret ve intikam duyguları yaygınlaşır, dünyamız yaşanmaz hale gelir.
Yaşanabilir bir dünya için gelin bu üç aylar hatalarımızdan, kötü duygu ve düşüncelerimizden arınmamıza vesile olsun.

Sen, ben olma yerine biz olmamızın kapılarını bizlere açsın. Allah ve Resulünü bize unutturan şeyleri bir tarafa bırakalım. Gönül sarayımızı kirleten haset, kin, nefret, düşmanlık, haksızlık, zulüm vb. davranışlardan uzak duralım. Ana babalarımız başta olmak üzere birbirlerimize, sevdiklerimize veya sevmemiz lazım geldiği halde sevemediklerimize sevgiyle ve iyilikle yaklaşalım. Birlik ve beraberlik içinde olalım. Çevremizde iyilik, fazilet ve muhabbet fedaileri olalım. Şairin ifadesi ile Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin.

ÜÇ AYLARDA YAPILMASI ÖNERİLEN DAVRANIŞLARIMIZ:

Hayata besmele ile başlanmalı,
Kur’ân–ı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli,
Peygamber (s.a.v.) Efendimize salât ü selâmlar getirilmeli,
Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı,
Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli,
Bol bol zikirde bulunulmalı,
Kaza ve nafile namazlar kılınmalı,
Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı, gönüller alınmalı,
Karşılıklı helalleşilmeli,
Mü’minler olarak tanıdık tanımadık birbirlerimize hayır dualarda bulunulmalı,
Dostlar özelliklede üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı,
Yoksul, kimsesiz, yetim, öksüz, hasta, engelli ve yaşlılar ziyaret edilmeli,
Sadakalar verilmeli,
Cemaatle namazlara dikkat edilmeli,
Dini sohbetler düzenlenmeli, yapılan va’z ü nasihatler dinlenmeli,
Ulema ve evliya mezarları başta olmak üzere yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli,
Dostlar ziyaret edilmeli,
Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutulmalı,
Öfkeden uzak durulmalı,
Birbirlerimizi sevmeliyiz.

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code