Gündem Köşe Yazıları ONUR AYAN

AH ÇANAKKALE…

Yazı boyutu

Mehmetlerimizden biri ateş içinden geçer, biri kan içinde ve hepsi bir daha kandırılmamak, benliğini unutmamak, ezilmemek, sömürülmemek üzere bağıra bağıra,Türk’ün gücünü haykıra haykıra, şehitlik mertabesine ulaşırlar. Bizler böyle atalarımızın çocuklarıyız.

Ya analar, gelinlik kızlar!.. Hepsi birer Mehmetçik.

İşte biz böyle anaların evlatlarıyız. Sağımıza dönsek Mehmetçik.Solumuza dönsek Mehmetçik.

Her yer,bastığımız toprak MEHMETÇİK.

Çanakkale Zaferi, vatan topraklarını korumak için şahlanan bir milletin bağımsızlığının ve egemenliğinin kahramanlık destanıdır. Gelibolu’da kazanılan bu zafer, sadece Türklerin değil bütün dünyanın hayatını değiştirmiştir. Çanakkale Savaşları, Türkiye tarihinde önemli bir yere sahiptir. Yüzyılımızın en büyük, en kanlı savaşlarından biridir.

 

Bu zafer dünya tarihini değiştiren bir savunmaya şahit olmuştur. İngiliz ve Fransızlar, Türklerin kazandığı bu zafer ile beraber Rus Çarlığına yardım götürememişlerdir.Böylece Lenin önderliğinde ki Bolşevikler devrim yapabilmiş ve Rusyada ki monarşiyi kaldırmışlardır.

Belki bu savaşı kazanamamıştık ama savunma yaparak ulaştığımız bu zafer ile Mustafa Kemal’in namı tüm vatan topraklarında duyulmuş ve düşmanı korku sarmıştı. O dönemde İngiliz Ve Fransızlar Osmanlı topraklarını paylaşıyorlardı. Çanakkale Zaferinden sonra Mustafa Kemal Samsuna çıkmış ve sonrasında Kurtuluş Savaşımızın meşalesini oradan tüm ulusumuza yaymıştır. Eğer Çanakkale, Zafer ile sonuçlanmasaydı,Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktıktan sonra başlattığı milli mücadelede bu kadar insan ona inanıp arkasından gitmeyebilirdi.

Bu savaş ile Mustafa Kemal hem savaşın düşman yaratmayacağını gösterdi hem de tüm dünyaya örnek oldu. Nasıl mı? Bu savaşta karşı taraf olan anzak askerleri hiç tanımadıkları bir kral için hiç anlam veremedikleri bir savaşta canlarını vermişlerdi. Mustafa Kemal Atatürk savaşların, milletlerin değil kişilerin savaşları olduğunu bildiği için; savaş sonrası Anzak askerlerine ve canlarını kaybeden askerlerin annelerine bir mesaj yollamış ve şöyle demişti. “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim de evlatlarımız olmuşlardır.”

Çanakkale Zaferi 3 Büyük spor klübümüz olan Fenerbahçe,Galatasaray ve Beşiktaş’ı da tek yürek haline getirmiştir. O dönemde Galatasaraydan 23, Fenerbahçeden 5 ve Beşiktaştan 2 futbolcu olmak üzere toplam 30 futbolcu savaşa gittiği Çanakkale’de şehit olmuştur. Şehit olan bu futbolcularımızın dışında cephede savaştıktan sonra uzun yollar katederek İstanbula dönüp rakip olarak maç yapan futbolcularımızın hayat hikayeleri hala kitaplara ve spor programlarına konu olarak anlatılmaktadır.

Çanakkale’de yaklaşık yarım milyon insan hayatını kaybetti. 490 bin askerle gelen işgalcilerin 320 bin kaybına karşılık, 320 bin Osmanlı askeri ile savunulan Çanakkale’de yaklaşık 250 bin Mehmetçiğimiz şehit oldu.

Aylar süren savaşlardan sonra yapılan karşılıklı ateşkeslerde düşman askerleri ile Mehmetçiklerimiz;birlikte ölülerini toplayıp gömüyorlar,birbirlilerinin yaralarını sarıyorlar, beraber yiyip içiyor sonrada ateşkes bittiğinde birbirlerini öldürmek için savaşıyorlardı. Bu savaş tarihe bu dramatik sahnelerle geçti.

O yıl hayat adeta durmuş,kimse çalışmıyor,kimse evlenmiyor, hiçbir okul mezun vermiyor herkes bu savaş için cepheye akın akın gidiyor gidemeyenlerde bulundukları yerden Mehmetçiğe katkıda bulunmaya çalışıyorlardı.

Çanakkale, Türk ulusunun bağımsızlık ve hürriyetinin simgesi olmuş,her siperde ayrı destan yazan askerlerimiz, bu zaferin sonunda ‘Çanakkale Geçilmez!’ sözünü tarihe yazdırmışlardır.Biz Türk Gençliği olarak kanımızın son damlasına kadar Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyetimizi yaşatmak için çalışacağız. Mustafa Kemal’in askerleri bugünden tam 103 yıl önce Çanakkale’de destan yazdı. Bizler de bugün, kahraman Türk askerimizin akan her damla kanı için ATATÜRK’ün ilke,inkılap ve bizlere sunmuş olduğu CUMHURİYETİMİZE , yazdıkları tarihe sahip çıkacağız. Her karış toprağımıza sahip çıkıp, vatanımızın bütünlüğünü koruyacağız.

Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi, temel ilke ve nitelikleriyle geleceğe ülkemiz üzerinde oynanan her türlü oyundan, yine milletimizin azim ve kararlılığıyla kurtaracağız. Çanakkale zaferinin  103.yıldönümü minnetle kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, tüm kahraman şehitlerimizi, rahmet ve şükranla anarken yazımı Mehmet Aki Ersoy’un Çanakkale Şehitleri adında ki şu şiiri ile bitirmek istiyorum.

“Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En keşif orduların yükleniyor dördü beşi 
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya; Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. 
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupa’lı” 
Dedirir, yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahut kafesi! 
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak Boşanır sırtlara vadilere sağnak sağnak. 
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. 
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız teyyare. 
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler, Kahraman orduyu seyret ki, bu tehdide güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? 
Hangi kuvvet onu, haşa edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam 
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar… O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar, 
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! 
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe” desem sığmazsın. 
Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap Seni ancak ebediyetler eder istiab. 
“Bu taşındır” diyerek Kabe’yi diksem başına, Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına, 
Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle 
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan. 
Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına. 
Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem, Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem. 
Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana, Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana… 
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.”

***********************************

Bana her konuda fikir ve önerilerinizi yazabileceğinizi sakın unutmayın dostlar sevgi ile kalın.

İletişim için; onurayan@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir