Prof. Dr. Fatih SATIL

Bedenin Ritmi: “Biyolojik Saat”

Yazı boyutu

Bazı sabahlar saatiniz çalmasa da neden kendiliğinizden uyanırsınız? Ya da neden tam da öğün saatlerinde yemek yeme ihtiyacı hissedersiniz? Gün içinde karşılaştığımız bazı olaylarda adeta bir saat bize neyin, ne zaman yapılması gerektiğini hatırlatır. Ancak gerçekte ne beynimizde akrep ve yelkovan vardır, ne de içimizdeki organların bunlara bakacak gözleri… Bilim adamları bedenimizin derinliklerinde saklı bu saati, “Biyolojik Saat” olarak adlandırmaktadır.

Biyolojik Saat Nedir?

Evrendeki her şey gibi, canlıların vücut faaliyetleri de belirli bir düzen içerisinde gerçekleşir. Bunlar günlük, aylık ya da yıllık periyotlar içerisinde olabilir. Günlük olan yani 24 saatlik periyotlarla gerçekleşen bu duruma “Biyolojik Saat” denir. Biyolojik saat, adından da anlaşılabileceği gibi canlılarda zamanı ölçmeye yarayan bir mekanizmadır. En güzel örnek, uyku döngümüzdür. Günün belirli saatlerinde uyur, belli saatlerinde uyanık kalırız ve bunu sürekli tekrar ederiz. Ruh halimiz, hormon düzeylerimiz, uyku düzenimiz, beslenme saatimiz, vücut ısımız ve metabolizmamız, hepsi günlük bir ritim içinde gerçekleşir.

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşıldığı gibi, insanlar da dâhil yaşayan organizmaların bir iç biyolojik saati olduğu bilinen bir gerçek. Ancak, bugüne kadar bu saatin nasıl çalıştığı konusunda yeterli bir bilgiye sahip değildik. İşte 2017 Nobel Tıp Ödülü’nün sahipleri olan ABD’li bilim insanları Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young, canlılardaki bu biyolojik saati inceleyerek çalışma mekanizmasını aydınlattılar.

Saat Nerede?

Biyolojik saat, insanlarda, beyinde epifiz adını verdiğimiz nohut büyüklüğündeki bir bezin içindedir. Biyolojik saat beyinde bulunan bu ana saat tarafından kumanda edilir. Ayrıca, bu ana saat tarafından yönetilen böbrek, akciğer, karaciğer ve damar gibi çeşitli organlarımızda bulunan ve sadece bulundukları organı etkileyen çevresel saatler de vardır.

Ya Saat Bozulursa…

Uzak mesafeli uçak yolculuğu (Jetlag), vardiyalı çalışma, gece yemeler, gece ışık kirliliği ve ağır hastalık hali gibi durumlarda dış çevre ile biyolojik saatimiz arasında geçici bir uyumsuzluk doğduğunda biyolojik saat bozulabilir.

Bilindiği gibi, uzun uçak yolculuklarından sonra varılan şehirdeki saat farkı nedeni ile yaşanan şaşkınlık, afallama ya da uyku ve iştah sorunları bu bozulmanın bir sonucudur. Çünkü tüm canlıların bedenleri, kusursuz bir denge içerisinde işlemek ve içinde bulunduğu ortamın tüm koşullarına yine en kusursuz şekilde uyum sağlamak amacı ile programlanmıştır. Yaratılışı gereği vücut, her zaman yaşanan bölgedeki normal düzenini sürdürmek istemekte, ancak gerekli ipuçlarını alamazsa bocalayıp bozulacaktır.

Biyolojik saatin bozulması sonucu; hormonal düzensizlik, obezite, diyabet, uyku bozuklukları, bipolar bozukluk-“manik depresif” bozukluk ve kanser gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Biyolojik Saatimizi Kim Kurdu?

Sonuç olarak Biyolojik saat, canlıların her türlü faaliyetlerinin zamanlamasını belirleyen, her an bizi takip eden ve içinde bulunduğumuz ortama göre ayarlamalar yapan, üstün bir aklın ve gücün varlığını ortaya koymaktadır. Evrendeki biyolojik saat ve sahibini ile ilgili şu ayet dikkat çekicidir: “Gökleri ve yeri hak ile yarattı. O, geceyi gündüzün üzerine, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor; Güneş ile Ayı da itaatkâr kıldı. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gider. Bilin ki Onun kudreti herşeye üstündür ve O çok bağışlayıcıdır” (Zumer: 5).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir