Fatma Çetin Kabadayı

YAZIKLAR OLSUN!

Geçenlerde bir misafirim apartmanlarında yaşanan şiddet olayından bahsetti. Komşusunun kocası hanımını sık sık şiddet uyguluyormuş. Kadın “Bu sefer kulağıma fena vurdun, gözüme niye vuruyorsun?” diyerek hem ağlıyor hem çığlık çığlığa bağırıyormuş. Komşular gürültüden değil kadının ölmesinden korkuyor ama hiçbir komşu arayıp da ihbar edecek cesareti bulamıyormuş. İlk sorum; “Peki o kadın ölürse vicdanen nasıl rahat edeceksiniz?” oldu. Misafirimin […]

Fatma Çetin Kabadayı

EVDE MİSİN DEPRESYON?

Geçenler de bir arkadaşım aradı. “Nasılsın, özledim, görüşemiyoruz” faslından sonra insanların günden güne çileden çıktığına, olayların ardı arkasının kesilmediğine değindi. Duygu karmaşası içinde olan bireylerin akıl almaz sonuçlarla noktaladıkları olaylardan bahsetti. Hemen hemen herkesin depresyonda olduğunu söyledi. “Bilmez miyim?” dedim, “Vaktim olsa ben de depresyona gireceğim ama inan yoğunluktan ona bile vakit yok şükür, üstelik […]

Fatma Çetin Kabadayı

FAZLA ÖĞÜDÜNÜZ VAR MI?

“Tırnağın varsa başını kaşı” dedikleri zaman, elbette biz olduk olası vardı ama büyüdükçe anlamını daha iyi kavradık. Elim ayağım tutuyorsa kimseden bir bardak su istememek gerektiğini öğrendim. Takdir edersiniz ki minnet etmenin günümüzde ne kadar acı verici bir hal olduğu aşikâr… Amma velakin… İnsanlardan daima kabul ettiğim ve asla “hayır” diyemeyeceğim tek yardım -mantıklı öğütler- […]

Fatma Çetin Kabadayı

YAYINCI OLMAK MI ZOR, YAZAR OLMAK MI?

Yıllardır yayın dünyasının içindeyim. Bu süreçte öğrendiğim, artık sözlüğümün en başındaki kelimeler beynimde dolaşır durur. Sadece benim mi? Bu uğurda emek harcayan herkesin sözlüğü kabarık; kitap, yazı, şiir, mizanpaj, makale, deneme, öykü, matbaa, kapak, boyut, kâğıt, dolar, yayıncı… Evet yayıncı… O kadar çok yayınevi tanıdık ki bu camiada, aklınız hayaliniz durur. Gerek çalıştıklarımız, gerekse fuarlarda […]

Fatma Çetin Kabadayı

İDDİAYA GÖRE

Biricik enişteme ne zaman hakkında duyduğum bir şey söylesem “Yok öyle bir şey Fatma, bunlar basının uydurması” der çıkar. Basın gerçekten uydurur mu? Onu bilemem de bazen çarpıtır, yanlı davranabilir, bilmeden kendi görüş açısını empoze etmeye çalışabilir, ilgi çekmek için farklı bir bakış açısıyla başlık atıp yazabilir. Yazık ki ilgi çekme kısmını gazete çıkardığım okulların […]

Fatma Çetin Kabadayı

Bütün suç Türk Dil Kurumu’nun…

Gerçekten bütün suç Türk Dil Kurumu’nun… “Aynen”den başka kelime vardı da gençlerin mi haberi olmadı yani? Geçenlerde bindiğim dolmuşta bir kızımız telefonla konuşuyor. Konuşuyor dediysem konuşabildiğini zannediyor, çoğunlukla dinliyor ve sık sık “aynen” diyor. Telefonun karşı tarafındaki tahminimce hararetli bir felsefe yapıyor. Kızın cevabı yine aynen. Arada ağzından başka kelimeler çıkıyor ama inanın tek tük. […]

Fatma Çetin Kabadayı

BANA GRUBUNU SÖYLE

Dün eve gittiğimde küçük bir misafirimiz vardı. Oğlumun arkadaşı. Oğlum sevinçle “Anne biz grup olduk, ödev yapacağız,” dedi. Ben ağzım kulaklarımda hemen annelik moduna girdim, “Aman benim oğlum büyümüş de gruplara karışırmış.” Çocuklar bir süre sonra üçgen, kare, daire çizimi için anlaşmazlık yaşasalar da olaya ufak müdahalem ile sorunu çözdüm. Ne kadar büyürlerse büyüsünler onlar […]

Fatma Çetin Kabadayı

BABAMIN ARABASI

Geçenlerde babam arabasıyla bir akrabamızın düğününe erkenden gitmiş ve demiş ki…   Ne dediğine geçmeden önce size babamın arabası hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Eski model bir Reno, diğer arabalar gibi dört tekerleği ve direksiyonu var. Annem ve babam yılın neredeyse on ayını köyde geçirdikleri için bu araba onlar için bir nimet değerinde. Köy yerinde […]

Fatma Çetin Kabadayı

Gülümseyin Çekiyorum

Fotoğrafçılık başlı başına bir sanat… Güzel çekmek lazım.   Eskiden bu işi sadece fotoğrafçılar yapardı. Ailecek stüdyoda çekilen fotoğraflar çerçeveletilip evin en güzel yerine asılırdı. Makinesi olanlar, otuz altılık poz alır özel günlerde “Acaba yanar mı, iyi çıkar mı?” endişesiyle düğmesine basardı. Öyle aynı pozu beş kez çekmek de yoktu: hatırlayanlarınız vardır. Bir piknikte en […]

Fatma Çetin Kabadayı

LÜZUM YOK

Geçenlerde öğretmen arkadaşlarla bir arkadaşımızın yakınının vefatının kırkıncı günü okunacak mevlüte gittik. Elbette okunan Yasin-i Şeriflerden de nasibimizi almaya…     Okul çıkışıydı ve haliyle yorgunduk. Ev sahibesi ve akrabalarının buyur ettiği odadaki kanepeye abdest alıp boncuk gibi dizildik. Rahmetlinin de ne kadar seveni varmış maşallah, hem evin tüm odaları hem de bahçe tıklım tıklım dolu… Allah […]