Sait Soydan YILMAZ

HAYAT ÇOK KISA DOSTLAR

Yazı boyutu

Ülkenin en doğusu Van’da, kahrolsun çığlıkları ile beraber taş yağmuruna tutulan insanlar. En batısı Balıkesir’de ölen bir şehide dua için toplanmış kalpler. Van’da vali taş atanların karşısında mücadele veriyor. Balıkesir’de Vali vefat eden bir şehidimizin ailesini teselli ediyor. Bir tarafta hakaretler, küfürler, Molotoflar var. Bir tarafta Yaradan’a dua var. Bir tarafta polis aldığı darbelerle ağlıyor. Öbür tarafta ölen bir gencine yüreğini dağlıyor.

Hissin, fikrin, merhametin öldüğü yerde, kin ve nefret diriliyor. Nefret ve kinin ayağa kalktığı anda, sevgiye geçit vermiyor. Sevgisizlik, saygısızlık, güvensizlik, özensizlik hayatımızı bir kara bulut gibi kaplamış. İçimiz dışımız kararmış, kalpler taşlaşıp nasırlaşmış. Çok kişi bir parça dünyalık için birbirini çiğniyor. Gücü yeten, yetmeyeni ezip geçiyor.

Ekonomik hayat dediğimiz bir parça lokma için, vurgun vuranın, köşe dönenin, haram yiyenin elinde kalmış. Kimsenin kimseye güveni kalmamış. Çok kişi ben kazanayım, ben işe gireyim, benim hayatım daha rahat olsun derdinde. Düşenin elinden tutalım diyenler azaldı. İşini bozan komşu esnafa yardımcı olalım diyen hiç yok. Yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma sadece telefon ekranlarında yazılan mesajlarda var. Toplumu bir bunalım içine itmek isteyenler, bir de şiddet ve hakaret yolunu seçmiyorlar mı? Okula giden öğrenciyi, fabrikaya giden işçiyi, pazara giden anneyi, parka giden aileyi, panikle beraber bir korku sarıyor. Yazık, çok yazık.

Siyaseti hakaret ve iftira götürüyor. Proje üretemeyen muhalefet, kavga ve küfür üretiyor. Bir parti mafyalaşmış. Öbürü hayali vaatlerle bedava mazot dağıtıyor. Emeklinin maaşına bir maaş daha katıyor. Devlet hazinesini sanki eline almış HACI BABA TEKKESİ gibi dağıtıyor ha dağıtıyor. Okullarımız kopyacı. “Tıkla bul, kes yapıştır” yöntemi içinde bunalıma girmiş. İş adamlarımızdan vurguncuda çıkıyor, soyguncuda çıkıyor, hortumcuda çıkıyor. Günlük ticaret vurgun vuranın, köşe dönenin, çalıp çarpanın, kandırıp alanın elinde kalmış. Perakende alışverişlerde gözünü açmayanın cebindeki uçup gidiyor. Defolu malla müşterisini aldatan mı ararsın, çürük domatesi araya katan mı ararsın, cılk yumurtayı satan mı ararsın. Hile, aldatma, kandırmaca, saldırmaca ve pislik diz boyu. Kimsenin kimseye güveni kalmamış.

Özgürlük her ferdin gönlünde kanat çırpan TAVUS KUŞU gibi renga renk, bir açılıyor, bir kapanıyor. Geçlerimiz hemen, her güzelliğe, her özelliğe ve her hazırcılığa saldırıyor. “Ya benim ol, ya da öl” duygularıyla meçhule doğru yuvarlanıyor. Alın teri dökerek kazanayım diyen hiç yok desek yanlış olmaz. Her gençte bir iki kredi kartı. Bir iki ay kullan sonra banka önlerinde boyun bükerek dolan anlayışı, toplumu bunalıma itiyor.

Sayın okuyucularım, böyle bir ortamda toplum neşe ve sevincini bile şiddet kullanarak ifade ediyor. Konserlerde silah kullanan mı arasın, esrar satan mı ararsın, kendine jilet atan mı ararsın. Her maç sonrası takırdayan silahlardan çıkan mermilerle yararlanan yaralanana. Atılan taşlarla kafası kırılanları saymak mümkün değil. Polis ve emniyet güçlerimiz ne yapabilir böyle bir topluma. Nefis ve arzular, copla, silahla, biber gazıyla terbiye olmaz ki.

Bizi aldatanlar, atlatanlar, avlatanlar, ağlatanlar, toplumları bölüp parçalayıp birbirimize düşman yapanlar, ayni zaman da da hedef şaşırtıp, insanları oyalamayı da çok iyi biliyorlar. Her evin içinde her an patlamaya hazır üç adet zehirli gaz bombası. TELEFON, BİLGİSAYAR, TELEVİZYON. Gelsin abuk sabuk yarışmalar, ekran evlilikleri, pop-star programları, hep ahlakı zayıflatma, zaafa uğratma reçeteleri. Hayat böyle hoş görünen, BOŞ programlarla uğraşacak kadar uzun olsa bari. Öyle bir tezgâh kurulmuş ki, adı sanı belirsiz bir oluşum içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Tezgâhın bir ucuna, ekran evliliği için televizyona çıkan genç kadın, tezgâhın öbür ucundan POP-STAR olarak meşhur olup çıkıyor. Meşhurluğu da boyası silinene kadar.

Gerçek değerleriyle değerlenmesini bilemeyen toplumlar, gerçek kahramanlar yerine, KARTON kahramanlar üretir. Hayatın gerçeklerini irdelemeyen programları da KUKLALAR yönetir, papağanlar eğlenir.

Boş beyinler, hoş oluşumlar içinde hayatını tüketip gitsin. Seyretsinler, eğlensinler, oynasınlar, oyalansınlar, boyalansınlar bakalım. Hayat çok kısa dostlar. Hatırlatırım. Hoşça kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir