HER ŞEY BİZİM İÇİN

Yazı boyutu

Çocukça ‘Her şey Bizim İçin’ denilerek çocukların yazı değerlendirdikleri pek çok etkinlikle sürüyor. Okul döneminde el becerileri ve yapılan faaliyetlerle görsel sunumların yapıldığı etkinliklere yaz döneminde de fiziksel aktiviteler ve düşünce fırtınalarının estirildiği yaratıcı dramalar ekleniyor.

Merkezde olduğu gibi İlçelerde yapılan çalışmalar da çocuklar ‘bu tip etkinler bizim için’ diyerek her gün farklı bir aktivite ile sosyal ortamların içinde olmayı ve beceri sergilemeyi istiyorlar.

Kepsutta yapılan şenliklerle çocuklar oyunlar oynadı. Büyüklerse hünerlerini sergiledi. Gerek Halk Eğitim tarafından gerekse ilçedeki Kepsut Belediyesinin sosyal anlamda projelere kattığı katma değerle ortaya çıkan etkinlik alanları da çocukların şen görüntüleri ve mutluluklarına yansıdı.

Muazzez Kır: Ben tertemiz kıyafetlerimi giyip buraya gelmekten büyük bir mutluluk duydum. Burada arkadaşlarımda var. Annem beni getirdi ve sergilenen tavşan, değirmen, kara kömürler dikkatimi çekti. Oyun oynamayacağız ama yöresel kıyafetlerimizle burada olacaktık bu kıyafetler rengârenk olduğu için seviyorum. Ben renkleri hele ki pembe olursa çok severim. Eskiler böyle giyerlermiş ti hep kıyafetlerin farklı adı da var ama şimdi ben bilmiyorum.

Ayşe Uysal: Annem halk eğitimde kursa katıldı. Onunla geldim. Oyun oynayan çocukları izledim. Burada gördüklerim arkadaşlarım, Yeşil Fidanlar, Başkan, Deney yapan öğrenciler ve el işi kağıtlarından yapılmış çalışmalar. Hepsini bir arada görmek çok güzel. Her gün böyle şeyler olsa buraya gelsek ne iyi olur ama bazen oluyor. Parkımız var çoğunlukla oraya gidip salıncağa biniyorum.

Gamze Ercan: Kültürel değerleri öğretmenimizden duydum. Ben öğretmenimi çok seviyorum. Okullar tatil onu göremiyorum ama bana anlattıklarını her gün görüyorum, yaşıyorum gibi sanki.

Fatma Kayırçıra: Kepsutta etkinliklerin hepsine gidiyoruz. Beni genellikle babam getiriyor. Annem bahçemizde her gün çalışıyor. Yemek yapıyor. Babamda çalışıyor ama izin günleri var. Köyde oturuyoruz. Kepsut’a gelirken heyecanlı oluyorum. Buradan şeker alıp dönüyoruz bazen de anneme terlik alıyoruz. Annemde çok seviniyor.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KIYAFETLERİMİZ

Yöre yöre hafif değişkenlik gösteren kıyafetler zaman içinde değerini hala korumakta ve bazen bir defilede bazen de ilçenin tanıtımlarında kullanılmaya devam ediyor. Eski yöresel kıyafetlerin isimleri ve anlamlarına dair birkaç bilgi paylaşıyoruz. Giysilerde işleme tekniği olarak Türk sanatında zengin örnekler veren “dival işi” ve “sim sarma” teknikleri kullanılmış.

Fes: Genelde kırmızı renkli, ön kısmı altın paralar, işlemeler ve boncuklarla süslü bir başlıktır. Fesin püskülü bele kadar iner. Ön kısmı işlemeler, boncuklarla süslenir. Üst kısmına da altın (ya da altın görünümlü) paralar takılır. (Bazı köylerde feslerin önünün ay ve yıldızla süslendiği de görülür.) Fesin üstü çevre (kıvrak, yazma) ile örtülür.

Çevre: Kenarları kıvrılmış, oya ya da işlemelerle süslenmiş mendil, başörtüsü vb. olarak kullanılan dört köşe tülbenttir. “Kıvrak” ve “yazma” olarak da bilinir. Genellikle kadifeden dikilir. Uzun bir cepkeni andıran giysinin etek kısmı üç parçadan oluşur. İçine yörelere göre farklılık gösteren göynekler giyilir. Eteğin öndeki kısımları bele bağlanır. Üzerine de kuşak takılır.

 

Üç Etek: Genellikle kadifeden yada renkli kumaştan dikilir. Uzun bir cepkeni andıran giysinin etek kısmı üç parçadan oluşur. İçine yörelere göre farklılık gösteren göynekler giyilir. Eteğin öndeki kısımları bele bağlanır. Üzerine de kuşak takılır.

Bindallı: Kadife ve atlas kumaşlar üzerine  sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş, süslü bir giysidir. Nişan ve düğünlerde giyilen bu giysi; mor, kırmızı, nar çiçeği gibi göz alıcı renklerdedir. Tek parçalı ve belden kesiksizdir. Bindallı ile üç etek arasındaki en önemli fark bindallının tek parçalı oluşudur. Ancak bazı yörelerde üç etek ile bindallının özellikleri birleştirilerek üç etek bindallı adıyla anılmaktadır.

Entari:  Üç eteğin içine giyilir. Yaka ağızları ve kollar kanaviçe denilen işlemeyle süslenir. İşlemelerde kök boya ile boyanmış ipler ve canlı renkler kullanılır.

Cepken: Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysisidir.   Üç eteğin üstüne giyilir. “Salta” ve “libade” olarak da adlandırılır. Genellikle mor ve bordo renkli kadife ya da çuhadan yapılır. Boyu, belin altına gelecek biçimde ve önü açıktır. Üstü çeşitli işlemelerle kaplıdır.

 Şalvar: “Zıvga” olarak da bilinen şalvar, üç etek ve cepken altına giyilen olmak üzere iki çeşittir. Cepken altına giyilen şalvar, cepkenle aynı kumaştan olur. Cepkendeki işlemeler şalvarda da bulunur. Üç etek altına giyilen şalvar, tek renk olabileceği gibi işlemeli de olabilir. Şalvarın bel kısmında bir iple bağlanabilmesi için iki parmak kalınlığında bel kuşağı (uçkurluk) vardır.

Bel kuşağı: “Uçkurluk” olarak da bilinir. Bele sarılır. Uçlarında bağlamaya yarayan bağcıklar bulunur. Bel kuşağının ucuna takılan, boncuk ve püsküllerle süslü ince bir parça bulunur. Buna da “bel boncuğu” denir.

Peşkir: Kuşağın üzerine tutturularak cep görevini gören bir önlüktür. “Yağlık“ olarak da adlandırılır. Üstü işlemelerle süslüdür. Yörede pamuk ipliğinden dokunmuş ince havluya da “peşkir” denmektedir.

İçlik (Göynek): İçe giyilen çamaşır, iç gömleği.

 Paçalı, İşlemeli Don: Bir iç giysisidir. Ketenden (bürümcükten) yapılır. Bacağa giyilir.

Çarık: Ayağa giyilen dana derisinden yapılmış ayakkabılardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir