Fahri Sağlık Gündem Köşe Yazıları

İSLÂM KÜLTÜRÜNDE EVLİLİK

Yazı boyutu

Dinler, insan hayatının diğer hususlarında olduğu gibi, evlilik konusunda da birtakım kurallar ortaya koymuştur.

İnsanların evliliklerini bu kurallara uygun bir biçimde inşa etme çabası, zaman içinde evlilik üzerinde dinlerin etkisini artırmıştır. Bu durum Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi bazı dinlerde evliliği dinî bir kurum haline getirmiştir. Nitekim Yahudilikte üstün ırk kabul edilen Yahudi milletinin devamı için evlenme herkesin yerine getirmek zorunda olduğu dinî bir görev kabul edilmiştir. Hıristiyanlıkta ise evlilik Hz. İsa ile kilisenin birliğini sembolize eden, bu sebeple de çözülemez, bozulamaz bir birlik olarak kabul edilmiştir. Her iki dinde de evliliğin geçerliliği dinî kurallara uygun şekilde kurulmaya bağlıdır. İslâm ise evlilik konusunda bazı hüküm ve tavsiyeler getirmiş olmakla birlikte evliliği dinî değil, hukukî bir kurum olarak görmekte ve büyük önem vermektedir. Toplumun varlığının esası kabul edilen ailenin sağlam bir biçimde devamı evliliğe bağlanmış ve evlilik teşvik edilmiştir.

Bu yazımda sizlere İslâm’da evliliğe verilen önem, evlenmenin dinî hükmü, gayesi, eş seçimi konularında kısa öz bilgiler vermeye çalışacağım.

İslâm’a göre evlilik hukukî bir akittir. Evlenme ile kadınla erkek arasında karşılıklı olarak birtakım haklar ve sorumluluklar kabul edilmiş olmakta; kurulan birlik bir taraftan huzur içinde yaşama ve kötülüklerden korunma için bir vesile, diğer taraftan sağlıklı nesiller yetiştirmek ve toplumun devamı için bir vasıta kılınmaktadır. İslâm’da “İçinizden bekârları… evlendirin”(Nur/32) ayetiyle evlenme emredilmiştir. “Evlenmek benim sünnetimdir.”(İbn Mace, I/592) hadisi de evlenmeyi tavsiye etmektedir. İslâm’da evlenme ayet ve hadislerle teşvik edilmekle birlikte evlenmenin hükmü evlenecek kişinin durumuna göre farzdan harama kadar değişiklik gösterebilmektedir. Şöyle ki İslâm hukukçularına göre evlenmeye gücü yeten ve evlenmediği takdirde zinaya düşeceği kesin olan kişiye evlenmek farzdır. Evlenme imkânına sahip ve evlenmediği zaman zinaya düşüp düşmeyeceğini bilemeyen kimseye evlenmek vaciptir. Evlenmezse zinaya düşmeyeceğine emin olan kimseye evlenmek sünnet-i müekkede dir. Evlendiği zaman evliliğin gereklerini yerine getirememe ihtimali olan kişiye evlenmek mekruh , evliliğin gereklerini yerine getiremeyeceği kesin olan kimseye ise evlenmek haram kabul edilmektedir. Bu durum İslâm’ın evlilikte kişilerin haklarının korunmasına ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

İslâm’da evliğin birden çok gayesi bulunmaktadır. Bunların başında eşleri yalnızlıktan kurtarmak, aralarında sevgi ve muhabbet oluşturmak gelmektedir. Evliliğin diğer gayeleri ise neslin sağlıklı bir biçimde devamı, eşlerin biyolojik ihtiyaçlarının karşılanması ve zinadan korunma olarak sıralanabilir.

Kur’an-ı Kerim’de “İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi Allah’ın varlığının belgelerindendir.” (Rum/21) ayeti ile evlilikte temel amacın eşlerin birbiri ile huzur ve sükûnete kavuşması ve eşler arası muhabbet olduğu vurgulanmıştır

Bakara Suresi 187. ayette eşlerin birbirlerinin örtüsü olduklarından söz edilmektedir. Çiftlerin her birinin diğerine örtü olması birbirlerini tamamlamalarına işaret kabul edilmiştir.

İslâm’da evliliğin en önemli gayesi eşlerin huzur ve sükûnet bulacakları, maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılayacakları sıcak bir aile ortamı oluşturmaktır. Sağlam nesillerin de yetişeceği bu sıcak yuvanın oluşturulabilmesi büyük ölçüde eş seçimindeki isabete bağlıdır. Bu sebeple İslâm, eş seçimine büyük önem vermiştir. Eşler arasında mümkün olduğu ölçüde hayat tarzı, kültür seviyesi, sosyal itibar, zevkler ve beklentiler gibi konularda benzerlik aranması veya tavsiye edilmesi evliliğin mutlu bir şekilde devamı için önemli kabul edilmiştir.

Eş seçimini kimin yapacağı konusunda İslâm’ın kesin bir hükmü bulunmamaktadır. Ergenlik çağına gelmiş her erkek veya kız bu seçimi kendisi yapabilir. Velinin eş seçimindeki rolü ise tavsiye niteliğinde olmalıdır. Ancak evlenecek gençlerin velilerinin bu konudaki tavsiyelerine önem vermeleri , kulak ardı etmemeleri kuracakları yuvanın selameti bakımından oldukça önemli olduğu bilinmelidir. İslâm’a göre hiç kimse evlilik için zorlanamaz. Velinin de böyle bir zorlama hakkı bulunmamaktadır. İstemediği biriyle evliliğe zorlanan kişiye zulmedilmiş olur. Her anne-baba evladının mutlu olmasını isteyeceğine göre onlara düşen peygamberimizin tavsiyesine uyarak çocuklarının mutlu olacağı kişilerle evlenmesine yardımcı olmaktır.

Fahri SAĞLIK
Karesi Müftüsü

Sosyal Medyada Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir