Maceraseverlerle Köşe Bucak

Yazı boyutu

Jeep Safari ile Şahindere Kanyonunu dolaşmak…

Sevgili dostlar sizinle zaman zaman yapmış olduğum gezilerimden dilim döndüğünce izlenimleri anlatmaya çalışacağım.Bu hafta sizlere kendi memleketimizde Oksijen cenneti diye Tüm Türkiye’ye nam salmış Kaz Dağları gezimden bahsetmek istiyorum.Yerli ve yabancı turistler için düzenlenen Kaz Dağları Jeep Safari turlarından birindeyim.Kaz Dağlarına üç farklı güzergahla jeep safari turları düzenleniyor.Şahin Dere Kanyonu Turu,Şelaleler Turu ve Sarıkız Zirve Turu.Ben Şahindere Kanyonu turunu seçtim ve saat 10:00 gibi Akçay’dan jeepimiz bizi alarak turumuza 10 kişilik bir ekip ile başladık.Şahindere Kanyonu Kaz Dağları Milli Parkı sınırları içinde olan kesinlikle görülmeye değer ünü tüm Türkiye’ye yayılmış olan derin bir vadimiz.Yaklaşık 4 km’lik bir asfalt yolculuğunun ardından ilk durağımız olan Avcılar Köyünde çay molası verdik.Avcılar Köyü’nün ilginç bir tarihi var.Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u almak için kullanacağı gemileri inşa etmekte kullanacağı keresteleri biçtirmek üzere Türkmenleri, Adana Toroslar’ından Kazdağları’na getirtmiş.

Gelen Tahtacı Türkmenleri görevlerini tamamladıktan sonra buraya yerleşip tarımla uğraşmaya başlamışlar. Sevimli oksijeni bol minicik bir köy olan Avcılar Köyünde çaylarımızı içtikten sonra Kaz Dağları Milli Parkı’na doğru yaklaşık 5 km’lik toprak yoldan yapacağımız yolculuğumuza devam ediyoruz.Yol boyunca köylülerin bizi el sallayarak karşılaması bizi çok mutlu ediyor.Kaz Dağları Milli Parkı’nda giriş için kayıtlarımızı yaptırırken bir kısım arkadaşımız seyir terasından Kaz Dağlarının yeşili ile mavinin buluştuğu Ege Denizi’nin güzelliklerini izleme fırsatı buluyor.

Bütün körfez alabildiğine güzelliği ile ayaklarımızın altında.Fotoğraflarımızı çektiriyoruz.Bu sırada kayıtlarımızı yaptırıp yanımıza gelen rehberimiz bize Kaz Dağları Milli Parkı’nda görebileceğimiz hayvanlar ve bitkilerle ilgili bize kısa bilgiler veriyor.Kaz Dağlarında 32 tane endemik (Dünyada sadece Kazdağında bulunan) bitki türü varmış.Ayrıca dünyada sadece Türkiye’de yetişen (Türkiye’ye endemik) bitkilerin 77 si Kazdağları Milli Parkında yetişmekteymiş. 24 çeşit kuş cinsini de Kaz Dağlarında görmek mümkünmüş.Tabi kuşlarla ilgili bir fikir sahibi olmanız gerekiyor cinslerini ayırmanız için J Ayrıca Kaz Dağlarında safari boyunca Ayı,Domuz,Karaca,Kurt,Sırtlan,Tilki,Vaşak görebilirsiniz diye uyaran rehberimiz sağolsun turumuzun daha heyecanlı geçmesi için elinden geleni yapıyor.

***
Kaz Dağları Milli Parkı ile ilgili bu bilgileri de aldıktan sonra yaklaşık 30 km’lik turumuza başlıyoruz.Yol boyunca rehberimiz bahsettiği farklı bitki türlerine ve kuş cinslerine rehberimizin de yardımıyla şahit oluyoruz. Bu turu yaparken anladım ki bilgilendirilmiş olarak yaptığımız bu doğa turu çok daha keyifli oldu.Daha öncelerinde ot,böcek diye dikkatlice bakma gereği bile duymadığım şeyleri daha yakından inceleme fırsatı buldum.Botaniğe ilgim arttı diyebilirim.Turumuz boyunca farklı noktalarda seyir terasları bulunuyor. Bunlardan biri de Zeybek Taşı diye bilinen yangın gözetleme kulesinin bulunduğu bir nokta. Rehberimiz burada 5 dakikalık bir mola verdiğinde hepimiz fotoğraf makinelerine sarılıp hem fotoğraf çektirdik hem de körfezi bir de bu noktada eşsiz deniz güzelliği ile izleme fırsatı bulduk.Yaklaşık 3 saatlik bir yolculuğun ardından nihayet öğle molası vereceğimiz alana Padişah Pınarı olarak bilinen yere geldik.Jeep Safari turumuz buraya kadar doğa güzellikleri dışında çok da heyecanlı olmayan bir toprak yoldan sakin bir şekilde sürdü.Ben şahsi olarak adrenalin tutkunu olduğum için içimden biraz daha maceralı ve adrenalinli bir tur olabilirdi diye geçirdim.

Bu yazdığımı sakın unutmayın çünkü dönüş yolunda sözlerimi geri alacağım.Çok farklı ve ilginç sürprizlerle dolu adrenalinli bir dönüşümüz oldu. Neyse efendim turumuza geri dönelim.Öğle yemeği için Padişah Pınarı’nda rehberimiz yemeklerimizi hazırlarken bizlerde çevreyi dolaştık. Aslına baktığınızda ortalıkta pek de ilginç olabilecek bişey yok.Akan buz gibi suyu olan bir dere etrafında açıklık merkezde olsa piknik alanı olarak kullanılabilecek bir yer. Gezerken de “bu kadar yolu buraya neden geldik mutlaka birşey vardır burada” diye çevreyi arkadaşlarımızla keşfetmeye çalışıyoruz. Nihayetinde bir sonuca ulaşamayıp doğru rehberimizi yanına gidiyoruz.Rehberimize bunca yolu biz bunları görmek için mi geldik diye sorunca başlıyor hikayeyi anlatmaya.
***
Fatih Sultan Mehmet her sefere çıktığında meğersem buraya uğrarmış. Kaz Dağlarından gelen suyu çok beğenirmiş. Sadece bu sudan içmek için sefere çıktığında buraya gelir birkaç gün burada kalır sonra tekrardan yola koyulurmuş. Hususi olarak buradan su getirttiği de söyleniyor. Bu yüzden buraya Padişah Pınarı adı verilmiş. Hikayeyi dinledikten sonra hepimiz dereye koşup kana kana su içtik.Gerçekten de buz gibi saf su… Berrak temiz dereden kana kana su içmenin keyfini yaşadık.yemeklerimizi yedikten sonra yumuşacık esen rüzgarın eşliğinde 15 dakika şekerleme yaptıktan sonra tekrar yola koyulduk.İşte tam da burada macera başladı.Öncelikle rehberimiz aynı yoldan dönmeyeceğimizi söyledi ve yol demeye bin şahit ister bir yere direksiyonu kırdı.Taşların kayaların üzerinden zıplaya zıplaya geçiyoruz.Derelerin içine dalıyoruz.Arada devrilen ağaçlar yolu kapatmış onları el birliği ile kenara çekip yolumuza devam ediyoruz.Şahin Dere Kanyonu’nun yamaçlarındayız.

Öyle dar bir yolda devam ediyor ki safarimiz,bir taraf uçurum diğer taraf dağ tepe.Zaten yolda yol değil.Tekerleklerin bir kısmı boşta yaklaşık 15 km bir yolculuk yaptık.İçimiz dışımıza çıktı adeta.Ama bir o kadar da eğlendik. Aralarda seyir teraslarında durup manzarayı izliyoruz. Jeepimizle ilerlediğimiz bir esnada koşarak önümüzden geçen bir ayı gördük.Rehberimiz bizi ses çıkartmamamız konusunda uyardı.Bu kadar canlı doğal ortamında ilk defa ayı gördüğümüz için hepimiz oldukça heyecanlandık. Tabi ayı bizi görünce korktu ve ağaçların arasında gözden kayboldu.Rehberimiz çok şanslı olduğumuzu söyledi.

Herkese nasip olmazmış ayı görmek bu turda.Çok nadir görünen bir olaya şahit olmanın keyfiyle yolculuğumuza devam ettik.Şimdiki durağımız Dereçatı bölgesinde keşfedilmemiş muhteşem bir güzelliğe sahip Dereçatı Şelalesi.Jeepimizden inip oldukça dik bir yamaçtan kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra nihayet su kenarında şelaledeyiz.Harika bir yer.Bu doğa güzelliğinin keyfini buz gibi suyu tenimizde hissederek yaşadık.Dönüş yolculuğundayız artık Kaz Dağları Milli Parkı’nın çıkışında oranın yerel halkından bir karı koca keçileri ile birlikte o dağ başında yaşıyorlar.Sağolsunlar bizi misafir edip çay yaptılar.

Güzel bir sohbet yaptık.Bütün ihtiyaçlarını kendileri karşılıyorlar.Peynirlerinden ekmeklerine;zeytinlerinden domateslerine kadar.Elektrik yok,tuvalet yok ama mutlular ve orada yaşıyorlar.Tura çıkanların son durağıymış meğersem burası.Turdaki katılımcılara kendi yaptıkları zeytin,peynirleri satarak hayatlarına devam ediyorlar.Bizlerde peynirlerimiz,zeytinlerimizi ve kurutulmuş adaçaylarımızı alarak jeepimize bindik.Ve güzel dostluklarla arakadaşlıklarla yaklaşık 9 saat süren macera dolu bir günü geride bırakmanın huzuru içinde biribirimize telefonlarımızı vererek ayrıldık.

Turumuz boyunca bazı kendini bilmezlerin bıraktıkları çöpleri gittiğimiz her bölgede toplamayı ihmal etmedik tabi.Ey insanoğlu lütfen sizin için çok zor olmayan ama doğa için yok etmesi yılları alan pisliklerinizi doğaya çıktığınızda dönüşte yanınızda götürün ki sizden sonra gelecek nesiller de sizin görebildiklerinizi görebilsinler.Bencillik yapmayın bu dünya sadece size ait değil! Bir sonraki macera dolu turumuzda görüşmek üzere dostlar kendinizi doğanın eşsiz güzelliklerine bırakın. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmayı deneyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir