MİLLETİN SAFINDA OLANLAR

Yazı boyutu

Abdülaziz’i katledenlere, Abdülhamit’i de diktatör ilan edip, zorla tahtan indirenlere, o Ulu Hakana kızıl sultan lakabını bile yakıştıranlara, o zamanki devlet ve millet düşmanlarının insafsızca yaptığı saldırılara, içimizdeki YAMALIKLARDA koro halinde eşlik etmişlerdi.

Milletin ve inançların yanında yer alan, bu uğursuz koraya gür sedaları ile karşı duran binlerce muhterem zattan, yalnız şu iki ismin bilinmesi bile, bir asırdır verilen mücadelenin büyüklüğünü ve amansızlığını anlatmaya kâfidir. Mehmet Akif Ersoy ve Adnan Menderes. Halkın sesine eğilip, inançlarına ve ihtiyaçlarına göre hareket eden bu iki şahsiyete yapılanlardan sonra varın gerisini siz düşünün.

Sultan Abdülhamit’in suçu, şehit kanları ile sulanmış vatan toprakları olan, Filistin bölgesini, para karşılığı Yahudi’ye satmamış olması idi. Dış düşmanların, içimizdeki işbirlikçileri ile el ele vererek Sultanı tahtından zorla indirdiler. İktidarı ele geçiren, İttihat ve Terakki denilen maceraperest, zorba oluşumlu guruplar, on sene içerisinde koca bir imparatorluğun yerinde yeller estirdiler. İşleri biten bu İttihat ve Terakki zatlarını da, ÜST AKIL denilen dış güçler hemen halledip, kimini katlettiler, kimini de adalarda hapsettiler.

Birinci cihan savaşının bitmesi ile birlikte, koca imparatorlukta bitmiş ve ULU HAKANIN yorgun bedeni bu üzüntülere dayanamayarak,1918 yılı şubat ayında emanetini HAKKA teslim etmişti. Sultanın naşı İstanbul sokaklarında taşınırken halk evlerin pencerelerine, balkonlarına doluşup, “Bizi nereye bırakıp gidiyorsun ey koca sultan” diye gözyaşı dökmüşlerdi. Çünkü o tabutun içinde sadece sultanın cesedi değil, koca bir İslam âleminin umutlarının yattığını görüyorlardı. Milletin umutlarına, inancına, hayat tarzına, saygılı olan İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u hazmedemeyenler, onu da Mısır’a mecburi sürgüne yolluyorlardı.

Kaderin cilvesine bakın ki, aradan yarım asır geçmeden yine milletin inançlarının ve ülke ihtiyaçlarının yanında yer alan Adnan Menderes’te, ayni ÜST AKIL, MÜŞTEREK AKIL, dedikleri dış odaklı yamalıklar tarafından, idam sehpasına gönderiliyordu. Menderes’te diktatör ilan edilip, birçok iftiraya maruz bırakılıyordu. Onun idamına da bütün Anadolu kan ağlıyor, millet orağını harmanını bırakıp, gözyaşı akıtarak, camilerde mevlit okuyarak, gizli gizli dua ediyordu.

Aradan tam bir asır geçiyor yine ayni dış odaklı BESLEMELER, bu kez hedef tahtasına TAYİP Erdoğan’ı oturtuyorlar. Yine ayni dış odaklı KERTMELER, milletin oyları ile seçilen cumhurbaşkanını hedef yapıyorlar. Devletin ve milletin ebedi düşmanları tarafından DİKTATÖR ilan ediliyor. Onun da YAMALIKLARA göre suçu çok büyüktü. Zira o bütün dünyanın gözü önünde, İsrail’in çocuk katili ve terörist bir devlet olduğunu haykırmıştı. Bu durumlar asla tesadüf değil, bütün bunlar ÜST AKIL denilen dış güçler tarafından idare ediliyordu. Yine ayni yerli yamalıklar da bu koroya içeride tempo tutuyorlardı. Üst akıl veya müşterek akıl dedikleri BESLEMELER, hep dışarıdan idare ediliyordu. Rejim ne olursa olsun; ayni ÜST AKIL demokrasi tarihimiz boyunca bu ülkeyi askeri vesayetlerle yönetti.

Takvimler 1999 gösterdiğinde ise, tesadüf mü, yoksa ÜST AKIL planlaması bilinmez, bir sıra gelişmeler peş peşe oldu. Abdullah Öcalan Türkiye’ye şartlı olarak teslim ediliyor, Barzani kuzey ırakta Kürt devletini ilan ediyor, ABD Irağı işgal ediyor, R. Tayip Erdoğan da İstanbul belediye başkanlığından alınıp hapse konuluyor.

Ortada çok büyük bir savaş vardı. Bu savaş milletin inançları ve ihtiyaçları yanında olanlarla, millete karşı duranlar savaşı idi. Dün milletin safında olan, Abdülaziz, Abdülhamit, Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Muhsin Yazıcıoğlu ile devam eden savaş, bugün Sayın Erdoğan’la ve milletle devam ediyor amma, bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

Sayın okuyucularım; bunun için sizleri köyünüzde, şehrinizde, mahallenizde ve kahvenizde, ÜST AKIL denilen dış bağlantılı TÜRETMELERLE, mücadele bekliyor. Dış akıl, üst akıl, üstün akıl denilen bu düşüncelerle mücadeleye hazır olunuz. Hoşça kalın.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir