MİLLİ EĞİTİMDEKİ DEĞİŞİMLER-1-

Yazı boyutu

1964 yılından beri Milli Eğitimin içindeyim. Bu güne kadar 62 Cumhuriyet hükümetinde 64 Milli Eğitim Bakanı gelip geçti. Ortalama her yıla bir bakan düşmekte. Bu günkü siyasi irade zamanında da 5 bakan değişti. Eski hükümetler döneminde Emniyet Müdürlüğünden gelen bakanları da gördük. Ziraat mühendisliğinden, Gemi kaptanlığından, maliyeden gelen bakanları da gördük. Hepsi bir birinden değerli kişilerdir muhakkak amma herkes kendi mesleğinde daha başarılı oluyor.

Bizim öğretmenlik yaptığımız yıllarda, Milli Eğitim sisteminin adı MAARİF teşkilatı olarak isimlendirilirdi. Marifetin çoğulu olan MAARİF, bilgi, kültür, irfan, veren ve kişiye hedef gösteren, öğretim ve eğitim sistemidir. İnsanlaşmak ve canlılara daha iyi yaşama ortamları sağlamak için eğitim şarttır. Modern dediğimiz batı dünyası insana bir yol ve rol çizdi. İnsana biçilen bu yol; ÜRERİCİLİK-TÜKETİCİLİK ve İSRAF kıskacında büyüdü. Layık görülen ve gösterilen amaç ise HAZIRCILIK oldu. Hazır binlerce testlerle, yine hazır bilgileri, adeta “kes yapıştır” yöntemi ile beyinlere akıtmanın yollarına başvurduk. Bilgi yanında beceri ve yeni keşifleri bulma yönüne sevk etme yöntemi ikinci plana ittik. Kabiliyet ve yetenekleri arayıp bulma ve insanlığa sunma hep ikinci planda kaldı.

Türk eğitim sistemi en önemli hedeflerinden yoksundu. “Nasıl bir insan ve vatandaş” sorusu cevap beklerken, çocuklarımızı bilgi yumağı içinde boğuşmaya sevk ettik. Eğitimde ve öğretimde asıl olan nicel artış yerine, günübirlik çözümler, popülist yaklaşımlar, zorlayıcı bilgiler içinde boğulduk. Diplomalı ve başarı belgeli, başıboş dolaşan HEDEFSİZ toplumlar yetiştirdik. Kişilik ve kimlik sahibi, üretici, keşfedici ve hissedici “kendini bilen, benliğine güvenen, coğrafyasını seven” zihin gelişimi ve değişimini sağlayan, hedefi olan bir eğitime özen gösteremedik.

Balıkesir Milli Eğitim Müdürlüğünün bu hususlarda çizdiği yol Türk Milli Eğitimine bir düstur olarak gösterilmelidir. Zira önce öğretmene sonra öğrenciye yeni hedefler gösteriyor. Türk milli eğitiminde aktifleşmesi istenen bu hedeflere sık adımlarla yürünmelidir. Hedef önce coğrafyaya, sonra yenidünya düzenindeki teknolojiye göre ayarlanmalıdır. Kendi tarihindeki, kendi benliğindeki ve kendi coğrafyasındaki değerler, eğitim sisteminin ana malzemesi olmalıdır. Yoksa çakma davranışlar, kapma ve boyama anlayışların yaldızı çabuk siliniyor.

İvrindi-Okçular köyü İlkokulunda, 1967 yılında, ABD den kopyalanan TASLAK PROĞRAM diye adlandırılan müfredatı iki yıl uyguladım. Öğrenciye hiçbir faydası olmadığı gibi, eğitim ve öğretimin hedefini de saptırdı. Öğretmenin ve öğrencinin öz benliğinde var olan eğitim ruhunu da aldı götürdü. “Fare deliğine sığmamış, kuyruğuna bir de kabak bağlamış” misali maarif teşkilatını yıllarca heba ettiler. Her yıl değişmeyen, hedefli ve kalıcı bir eğitim öğretim sisteminin, ülke sathına yayılması dileği ile yarın devam edelim inşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir