Gündem Kamil AKYÜREK Köşe Yazıları

ODA SEÇİMLERİNİN BİLİNMEYEN GERÇEKLERİ

Yazı boyutu

Ticaret Odasında yapılan seçim sonrasında kimileri, aslında hiçbir siyasi partiyi bağlamayan ama siyasi kişilikler üzerinden hadli hadsiz faturalar kesmeye çalışıyor. Falanın adamı filan kişinin istifasını isterken, filanın adamı falan kişinin “benden sonrası kaos” algısı için falan ve filanlara saldırıyor.

Oysaki gerçek tablo bu değil. İşin aslına bakarsanız dibine kadar rövanş kokan, oldukça zeki bir hamle ile bütün siyasilere göz kırpan, yıllarla birlikte gelen ve içi dolu birikimlerini ortaya koyarak aylardır emek harcayan Kula ailesinin müthiş bir strateji ile kazandığı bir seçim izledik. Öyle ki Kula ailesi haklarında yapılan haberlere dair yaptıkları açıklamada bile, haberlere dair cevap vermek yerine, özellikle Cumhurbaşkanı ve Ak Parti seçmenini şöyle kıyısından kenarından okşayan bir açıklamaya yer verdi.

Rakiplerin listelerinde yer alarak taraf olan medya mensupları da, haklı olarak taraf olduklarının lehine seçime etki edebilecek müspet ya da menfi haberlere yer verdiler. Ki maalesef bu haberlerin birçoğu ‘bir kısmı doğru’ olan, özel karışım haberlerdi ve bu da Faruk Kula’nın izlediği başarılı bir diğer strateji oldu.

Fırsatı bulmuşken emekli siyasetçiye yakın olan medya da boş durmadı tabii. Seçim öncesi “ayağıma yer edeyim, bakın sonra ne edeyim” manşetleri atarak, seçim sonrası emekli siyasetçinin “bakın benden sonrası kaos oldu” algısına çalışan haberlere yer verdiler. Yetmedi, aynı zamanda ‘Cumhur ittifakına nasıl zarar verebiliriz’ yoklamasını da yapmaya devam ettiler ki devam edecek gibi de görünüyorlar.

Şimdi gelelim kelle isteme sebebi olarak gösterilen ‘bir kısmı’ doğru haberlere dayanarak “Cumhur İttifakı” kaybetti safsatasına.

Öncelikle bu özel karışım haberlerin kısmi gerçeği yansıtan bölümünü tekrar bir hatırlayalım. Seçime günler kala iki Siyasi Parti il başkanının üye bazında bu seçimlerde taraf olma çabası işin doğru kısmıydı. Bu da çarşaf çarşaf yazıldı. Kaldı ki bu Kırımlı’nın adaylık açıklamasından yansıyan görüntülerde oldukça net bir şekilde görünüyor zaten.

Peki, İki il başkanının son günlere kadar uzlaşıyı aramaları, tabandan büyük baskı ile gelen, Şehirde eski ve yeni değerleri buluşturup daha geniş bir temsil sağlama gayretini yok mu sayalım?
Ya da bu taraf olma çabası öncesi, uzlaşı arayışlarında yürütülen kulisler, bu kulislerde öne çıkan rövanşist davranışlar, son dakika da ideolojik yaklaşımlarla zerre kadar uyuşmayan kamplaşmaları hiç yaşanmamış gibi mi görelim?

Peki, söz konusu CUMHUR İTTİFAKI olsa ortak alınmış kararlara rağmen müdahilim, müdahil değilim, ben ne müdahilim nede değilim açıklamaları yapılır mıydı sanıyorsunuz?

Söz konusu CUMHUR İTTİFAKI olsa taraf ya da tarafsızlık konusunda ortak ve bağlayıcı karar alınmama ihtimali olur muydu?

Hadi diyelim ki bir karar alındı. Bu kararın uygulanmamasından Parti Genel Merkezleri İl Başkanlarını, Vekilleri, Belediye Başkanları ile herkesi sorumlu tutmaz mı sanıyorsunuz?

Açıkçası ortaya çıkan sonuçlardan sonra bu hataların sadece siyasi bir linç, ya da ideolojik bir atağa dönüştürmek adına kullanılmasını büyük haksızlık, kasıtlı bir düşmanlık veya cahillik olarak görüyorum. Zira illa ki bir fatura kesilecekse şayet, bu uzlaşmazlığa neden olan her iki tarafa da, hatta her tarafa kesilmeli. Ki böyle bir şeyin olması da mümkün değil zaten.

Gelelim gerçek tabloya. Ticaret Odası seçimleri başından sonuna kadar asla siyasi çekişmelere sahne alacak bir seyirde olmadı. Öyle olsa Kula ailesi hem Zekai Kafaoğlu ile yakınlığını kullanmaz, hem de kendisine yakın ve bizzat listesinde yer alan medyada Ak Parti Milletvekillerinin “müdahil olmayacağız” açıklamalarına yer verdirmezdi. Öyle olsa Cumhur ittifakını kıyasıya sahiplenen isimlere listelerinde yer vermez ya da o isimlere o listelerde yer almamaları için işaret edilirdi.

Birde tersinden bakalım isterseniz. 2019 için de büyükşehir adaylığında ismi hala güçlü olarak anılan Kafaoğlu böyle bir testte kendi adını ve adaylık şansını riske edip te sessiz kalarak “cumhur ittifakı yenildi” dedirtir miydi?

Peki ya MKYK üyesi Ali Aydınlıoğlu oda seçimlerinin 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçiminin testi olacak olsa “müdahil değiliz” diye bir açıklama yapıp uzaktan bakar mıydı?
Aynı soru tüm parti aktörleri için geçerli aslında. Öyle mal mağribi bulmuş gibi işi ‘Cumhur ittifakı’ yenildi demeye getirmek, bu algıyı oluşturmaya çalışmak, gerçeğin bir kısmını yansıtıp İSTİFA istemek sadece ‘benden sonrası kaos’ diyen emekli siyasetçinin egosunu okşamaya ve ucuz siyaset yapmaya çalışanlara hitap etmekten öteye geçmez.

Amacım cumhur ittifakının yenilebileceği ya da yenilemeyeceğini iddia etmek değil. Sadece bu kadar ucuz ve çok eksik parametreler üzerinden, kişisel hesaplaşmaya dayalı stratejilerle Ankara’ya mesaj gönderme çabasına hayret ediyorum.

Haa şunu da söylemem gerekiyor. Kula ailesi başta olmak üzere, neredeyse tüm oda üyeleri bu oda seçiminden böylesine siyasi bir çıkarım yapılmasını hem yersiz, hem de yanlış buluyor ve rahatsızlık duyuyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir