Cüneyt ÇABUK Gündem Köşe Yazıları

Oda seçimlerinin herkesçe kabul edilen gerçeği

Yazı boyutu

Bu yazıyı Kamil Akyürek’in gazetemiz Büyükşehir Merhaba ’da geçtiğimiz gün yayınlanan “Oda seçimlerinin bilinmeyen gerçekleri” başlıklı köşe yazısına bir nevi reddiye olarak okuyabilirsiniz.

Elbette tüm yazılarımda olduğu gibi bir hatırlatma yapmamda yarar görüyorum. Bir iletişim uzmanı, gazeteci ve siyasi yorumcu olarak durduğum nokta klasik AK parti seçmeninin durduğu noktadır. Ne oda seçimleri ve kazananları ne yerel yöneticiler ve teşkilat mensuplarının kim oldukları ile ilgileniyorum. Tüm isimler her fani gibi geçicidir, bu vesile ile Ak Parti teşkilat mensupları ile bir tanışıklığımın olmadığını, kişisel bir husumete ise her zaman duruş olarak toptan karşı olduğumu bilinmesini isterim. Ayni şekilde oda seçimlerini kazanan sayın başkanı da tanımıyorum. Yanında ya da karşısında değilim.
Toptan karşı çıktığım hiçbir şey yok.

Ama toptan desteklediğim ve yanında durduğum bir çizgi ve anlayış var o da Ak Parti’dir.
Açıklayıcı olduğunu düşünerek konumuza dönelim.

Yakın zamanda Balıkesir’de gerçekleşen oda seçimleri ile ilgili iki yazı yazdım meraklısı Merhaba Gazetesi arşivinden bulabilir. Birinde parti teşkilatlarının bu konuda taraf olmamaları gerektiğini diğerinde aldıkları yenilginin bir hezimet olduğunu yazdım.

Değerli abim Kamil Akyürek köşe yazısında geniş bir girizgâhtan sonra “Cumhur İttifakı kaybetti” söylencesinin gerçeği yansıtmadığının analizini yapmış.
Özetle oda seçimlerinde bir Cumhur ittifakı olmadığını, böyle bir karar alınmadığını belirtmiş
Karar alınsaydı, vekiller ve diğer siyasiler tarafsızım açıklaması yapamazdı demiş.

Buradan kalkarak da doğal olarak da kaybedenin kurulmamış bir ittifak olamayacağını buradan Cumhur ittifakının kaybetmediğini ve bu maceraya imza atan siyasetçilerin de bedel ödemesi beklentisinin de gerçekçi olmadığını yazmış.
Bunların tamamı kendi içinde tutarlı ve saygı değer fikirler.
Ben de katılıyorum. Ortada alınmış bir karar yoktu.

Tabii buradan kalkarak yenilgiyi de bir hezimet olarak okumamamız mümkün.
Ama gerçek şu ki ortada nitelikli bir hezimet var.

Önce bir tekrar bir anlayışı ortaya koyalım.
Ak Parti İl Başkanı bırakın bir seçimi, tavla müsabakasında bile yenilemez. Yenilmemeliydi diyelim.

Tüm ittifaklar gibi “Cumhur İttifakı” da parti genel merkezlerinde nefes buldu. İttifaklar yapılır ve tabanın ve seçmenin teveccühüne bakılır. Seçim sonuçları da bu ittifakların gerçekte karşılığı olup olmadığını gösterir.
Yani raconu vatandaş keser. Bunu da en iyi Cumhurbaşkanımız Erdoğan bilir. Sokaktan gelen sokağın kıymetini iyi bilir. Atamayla gelen de sokağı koltuk ve iktidar hevesine heba eder.
Balıkesir’de olan tam da budur.

Balıkesir’de Cumhur İttifakı çöktü demek abartılı bir analiz olabilir ben de katılıyorum. Ama asıl tartışmamız gereken Balıkesir’de bu ittifakı çöktüğünün konuşulur duruma getirilmesidir. Maalesef bunu da Ak Partili siyasetçiler zorla bu duruma getirmişlerdir.

Ak Partili siyasiler oda seçimlerine dâhil olmadan önce bu şehirde ortalama bir rüzgâr vardı. Seçim sürecinde de ittifakın gücünü de arkasına alarak bir fırtınaya çevrilme olasılığı da yüksekti.
Bugün geldiğimiz noktaya oluşturmak istediğimiz algıya bakarsak sonucu analiz etmemiz daha kolay olacaktır.

Bunu da vesile olan siyaset bilmez siyasilerdir.
Kamil Abi’nin yazısından bir iki alıntı ile bitirelim.

“Oda seçimleri başından sonuna kadar siyasi çekişmelere sahne olacak bir seyirde olmadı.” Tüm kademeleri ile il yönetimi ve ilçe belediye başkanlarının müdahil olduğu ve sonuç olarak da kaybettikleri bir oda seçiminde siyasi çekişme yok demek biraz zorlama bir yorum olabilir sadece.

“Kafaoğlu böyle bir testte kendi adını ve adaylık şansını riske atıp sessiz kalarak cumhur ittifakı yenildi dedirtir miydi?” Bu da bence oda seçimleri üzerinde Murad edilen sonucun doğru anlaşılmadığını gösteriyor.
Balıkesir’de iki seçilmiş vekil belki de sonucu doğru okuyarak ilkesel olarak tarafsızlıklarını açıkladı.

Başkan Kafaoğlu ise belki de il yönetimin elini zayıflatmamak için sessiz kaldı.

Doğru da buydu. Oda seçimlerinde kaybeden tarafı desteklemiş olsaydı pusuda bekleyen malum şahsı mutlu edecek bir sonuç ortaya çıkacaktı. Tarafsızım derse de il yönetimini karşısına almış olacaktı.
Bu oyunu kim kurduysa en nihayetinde hedef Kafaoğlu’nun koltuğundan etmek en azından hareket edemez duruma getirmekti. Bunu başaramadılar. Bundan sonraki aksiyonların da tamamı Büyükşehir Belediye Başkanlığı odaklı olacaktır.

Başta Kula ailesi olarak birçok kesim bu seçimlerden siyasi çıkarım yapılmasından hoşnut olmayabilir. Ama gerçek hükmünü icra eder. Ve kendisini asla gizlemez. Oda seçimlerini bir eylem olarak değerlendirirsek belki Kula ailesi için olmayabilir ama diğer aktörler için girişi de, gelişmesi de, sonucu da siyasidir.

Bir siyasi eylem olarak bu seçimlerin sonucu Kula ailesi üzerinden sermaye sınıfı ile Ak Parti arasında derin bir yara açılmasıdır.
Seçim süreçlerinde oda seçimlerinde deviremediğiniz sermayeye oy istemeye gidemezsiniz. Sizi nazikçe ağırlar oylarını ve desteklerini karşı taraftan yana kullanırlar.
Seçimlere 1 yıl kala bu yapılanın adı “deli cesaretidir”

Kamil abi yanılıyor diyemem, analizleri makul ufak tefek fikir ayrılıklarımızı da ben kaleme aldım.
En nihayetinde “Cumhur İttifakı” kaybetmedi fikrine katılıyorum,

Bunu iddia etmek Balıkesir’de hala oldukça güçlü bir tabanı olan MHP’nin ana aktörlerden biri olduğunu inkâr etmek olur.
Ama bugün geldiğimiz noktada sokakta her kesim tarafından konuşulan Ak Parti’nin seçimleri zora soktuğudur.
Velhasıl kaybeden “Cumhur İttifakı” değil Ak Parti’dir.

Oda seçimlerinin herkesçe kabul edilen gerçeği de budur..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code