Fahri Sağlık

PEYGAMBER SEVGİSİ

Yazı boyutu

Mü’minlerin gönüllerindeki peygamber sevgisi her dem tazeliğini, zindeliğini ve berraklığını muhafaza eder. Hele Medine-i Münevvere adı duyulunca bu özlem ve hasret zirveye çıkar. İlk fırsatta Hacca veya Umreye giderek özlemlerini gidermeye çalışırlar. Gitmeye imkan bulamayanlar bu hasretlerini gidenlerle selam göndererek hafifletmeye çalışırlar.

Umreye gidenler ise ayrı bir heyecanla, gönüller sultanı’na vuslat coşkusu ile onun ruhaniyeti karşısında hasret gidermeye, emanet edilen salat ve selamları teslim etmeye, gözyaşları içerisinde sevgiliyi ziyarete giderler. Çünkü ay yüzlümüz gül kokulumuz şöyle buyurmuştu:

“Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur.”

“Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250).

“Fazla sevap umarak, içinde namaz ve ibadet için şu üç mescid dışında hiç bir mescid için yolculuk yapmak uygun olmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ.” (Tecrid, IV, 199)

“Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap yönüyle) daha hayırlıdır.” (Tecrid, IV, 249).

“Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268).

Sevgili Peygamberimizin hayatını geçirdiği, nice hatıralarIa dolu  mekanlarda bulunmak ayrı bir haz verir insana. Onun müstesna hayatı daha bir ayrı canlanır gözler önünde. İnsanları irşad için söylediği hayat düsturları olan mübarek sözleri kulaklarımızda yankılanır sanki. Ve onu daha iyi anlamaya sevk eder bizleri. Onu ziyaret edip de duygulanmamak mümkün mü? Onu ziyaret eden herkes bu manevî atmosferden şöyle veya böyle nasiplenmektedir. Elbette bu nasiplenmenin derecesi onun siret ve sünnetini yaşama durumumuzla doğru orantılıdır.

Onu ziyaret eden müminler salat ve selamlarla kabrinin önünden geçerken ayrı bir iç huzuru duyarlar. Kiminin gözleri buğulu, kimi gözü yaşlı, kimi de göz yaşlarını içine akıtarak, “Essalatü vesselatü aleyke ya Rasûlallah” diyerek onu selamlarlar. Ona duyulan derin sevgi, saygı ve bağlılığın Ravza-i Mutahhara’daki aksedişlerini, şüphesiz kelimelere dökmek mümkün değildir. Hani bazı şeyler vardır  anlatılmaz, ancak yaşanır derler ya, işte o sevgiliyi ziyaret de böyle bir şey. Yaşayan bilir ve yaşayarak anlaşılır.

Doya doya bu sevgiyi yaşayanlar, buradan memleketlerine döndüklerinde ayrı bir hasret ve heyecanla karşılanırlar. Umreye gidip dönenleri karşılamak ayrı bir zevk ve coşkudur insanlarımız için. Bazı büyüklerimiz kutsal yolculuktan dönenleri gözlerinden ve ellerinin içini öperek karşılarlar, O gözler Kabe’yi gördü, o eller Hacerü’l-Esved’i istilam etti, Peygamberin ravzasına el sürdü diye… Şüphesiz bu davranış da Hz. Peygamber sevgisinin tezahürlerindendir.

Umre yapmanın Müslümanların  hayatında müspet tesirleri vardır ve olmalıdır. Sevgili Peygamberimizi daha iyi anlamak, ahlâkının kaynağı Kur’an-ı Kerim’i iyice özümsemek, kardeşlik şuurumuzu tazelemek, ensar gibi davranabilme idrakimizi olgunlaştırmak…Vb.

Önümüzdeki hafta Allah ( C.C ) izin verirse Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Yarıyıl Tatilinde Öğretmen ve Öğrencilere yönelik oluşturduğu Umre Kafilesinde Kafile Başkanı olarak görev yapmak üzere Umreye gideceğim.“Bizden de selam söyle” dileklerinizi duyar gibiyim. Selam söyleyen herkesin selamlarını inşallah arz edeceğim yüce makama. Hepinizden helallik istiyor, ben de sizlere eğer varsa haklarımı helal ediyorum. Gelecek hafta inşallah Mekke’den yazacağım sizlere. Selam ve dualarımla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir