Gündem Köşe Yazıları ONUR AYAN

SANATÇILARIN SANATÇISI, RESSAMLARIN RESSAMI, HOCALARIN HOCASI

Yazı boyutu

Nüzhet Kutluğ’un Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesinde 12 Ocak-9 Şubat tarihleri arasında sergilenen muhteşem ve sıradışı eserlerin sergilendiği sergi gerçekten görülmeye değerdi. Her zaman derim ya Balıkesir’de arayana çok şey var,ama niyeti olmayana hiçbişey yok. Otur evinde oturabildiğin kadar. Diziler neyine yetmiyor.

Neyse efendim öncelikle size Nüzhet Kutluğ hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. 1932 yılında KONYA’da doğan sanatçı ilk sergisini 26 yaşında Balıkesir’de açtı. Bu tarihten sonra yurt dışı ve yurt içinde eğitimlerine hızla devam ederek bir çok önemli üniversitede çalışma fırsatı buldu.1977 ve 1995 yılları arasında ABD,Romanya,Kuveyt,Avusturya,İspanya,Kıbrıs gibi ülkelerde “Çağdaş Türk Sanatı” üzerine çalışmalara katılıp ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştı.Sanatçımız hayatı boyunca birçok önemli ödüle layık görüldü. Önemli görevler üstelendi.Günümüze kadar en son açtığı sergi ile birlikte toplamda 38 kişisel sergi açarak büyük bir başarıya imza attı.Ankara,İstanbul,Edirne ve Balıkesir’de ki sanat müzelerinde çeşitli özel kolleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçımız, yurt dışında da Fransa, İsveç,Bulgaristan,Avusturalya ve İsoanya’da ki sanat müzelerine eserlerini sergilenmek üzere verdi.Nüzhet Kutluğ 50.sanat yılı Retrospektif Sergisi’ni de 2003 yılında İş Bankası sponsorluğunda gerçekleştirerek sanatı adına kırılması zor bir rekora imza atmıştır.Ayrıca Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği’nde üyeliğini devam ettirmektedir.
Halen çalışmalarına özel atölyesinde devam eden sanatçımız ile ilgili gazeteci yazar Ahmet Özdemir şöyle demiştir: ”Andığınız kişinin,kariyer kıdemini,erdemini, hizmetlerini, saygınlığını anlatabilmek için “Hocaların hocası” deyimini kullanırsınız.Profesör Doktor Nüzhet Kutluğ’u tanıtırken elbette ki hocaların hocası diyeceğim ama bir farkla.Ona öğretim üyeliği geçmişine ek olarak “Sanatçıların sanatçısı,ressamların ressamı” da demem gerekir.”

Yine özellikle bahsetmek görüşünü belirtmek istediğim bir kişi daha var.Ünlü sanat tarihçisi,sanat eleştirmeni,sanat eğitimcisi ve daha bir sürü bir sürü özelliği olan Profesör Doktor Tayfun Akkaya bir konuşmasında Nüzhet Kutluğ’dan şöyle bahsediyor: “Aynı kurumda uzun yıllar birlikte çalıştığımız Nüzhet Kutluğ,disiplinli çalışması, arşatırma ve inceleme tutkusu,sanatsal faaliyetleri, eserleri ve ciddi eğitimciliği ile dikkatimi çekmiştir.Zaman zaman sanat tarihi ile ilgili de sohbetlerimiz oluyordu. Kendisine geçenlerde “Çok okuyan mı bilir,çok gezen mi?”diye şaka yollu sorduğumda, hemen hiç düşünmeden kendisini tanımladı. “Her ikisi de”. Gerçekte Nüzhet Kutluğ, yaptığı gezilerini bilgi ve birikimleriyle birleştirerek sürekli gelişmesi ve gerçekleştirdiği üretimi ve yayınlarıyla dikkat çekici bir çizgi yakalamıştır.”

Değerli sanat sever dostlar gerçekten bu güzel düşüncelerden etkilenmemek mümkün değil. Şimdi ben biraz çuvaldızı kendimize batıralım derim. Mesela ben bu güzel sergiyi dolaştım. Gerçekten de kendi anladığım kadarı ile yapmış olduğu eserlerden çok etkilendim.Hepsinin ayrı bir anlamı ve güzelliği vardı. Gelelim eleştiri noktasına. Ben serginin 3.günü sergiyi ziyaret ettim. Bana eşlik eden arkadaşlarımın dışında sergi adeta terkedilmiş bir salonda yapayalnızlık hissi verdi bana. Acaba dedim gün ve saatten ötürü mü böyle. Diğer günlerde ve farklı saatlerde yine ziyaret ettim. Ama nerde sergilenen eserler birbilerine arkadaşlık ediyorlar. Ne gelen var ne giden. Bizim sanatçı geçinen arkadaşlar serginin ilk günü gelmişler protokol ile bir resim vermişler tamam. Olay bitmiş. Bu denli önemli bir kişinin Balıkesir’e değer vermesi sergi açması bizim Balıkesirlilerin ne kadar umrunda merak ediyorum. Hadi vatandaşı geçtim. Bizim yerli ressamlarımız sanatçılarımız; konuştuğunda söz söyletmeyen ben 20 yıldır sanatın içindeyim diyen kendi kendilerine sergilerde birbirleri içinde dayanışma göstermeye çalışan ( Ben onlara sanatçılık oynamaya çalışan) demek istiyorum sözde ressamların bu sergiden kaçının haberi var. Tabi haksızlık etmek istemem Memleketimizde bu işi layığı ile yapan çok önemli şahsiyetler var. Zaman zaman bu isimleri yazılarımda belirtiyorum. Benim anlatmak istediğim öyle gösteriş ile lafla peynir gemisi yürümüyor. Eğer sanat adına bir çalışma yapıyorsan önce kendi memleketindeki tüm sanat hareketlerini takip edecek bileceksin! Hele ki kendi branşında olanları özenle takip edeceksin. Önce sen örnek olacaksın ki sonra halk seni takip etsin. Öyle komşuculuk oynamakla sanat olmuyor. Bu eleştirel yazımı lütfen yalnış anlamayın değerli okurlarım. Doğru yapan, sanata desteğini tam verenlere asla bir sözüm yok.Ama sanatı kullanıp entellektüel takılmaya çalışanlar utanın. Üzerinize giydiğiniz elbise emanet duruyor!!!

**********

Film Önerisi;

Bugün size 2007 yapımı bir film önermek istiyorum. Film içinde psikolojik,fantastik unsurların olduğu gizem dolu bir bilim kurgu olma özelliğine sahip. Orjinal adı “The Nines” olan “Dokuzlar” filmi; oyuncuların farklı rollerde göründüğü 3 kısa filmden oluşuyor.İlk kısa film “The Prisoner” yani “Mahkum”; bir televizyon yıldızının dışarıyla tek bağlantısının menajeri ve komşusu olan iki kadın olduğu bir ev hapsinde bulmasını konu alır. Gizemli olaylar kadınların kendini gerçek dünya hakkında aldattığını düşünmesine neden oluyor. İkinci kısa film “Reality Television” dizi yapımını anlatan bir belgesel yapımcısının, arkadaşlarının yardımıyla post prodüksiyon aşamasını atlatmasını anlatıyor. Son film ise “Knowing” ; başarılı bir video oyunu tasarımcısının karısıyla birlikte ormanlık bir yerde arabalarının bozulması ve kızlarının geri dönülemez seçimlere kadar götüren bir gerçeği,bilgiyi öğrenmesini anlatıyor. Bu üç hikaye tek bir anlatımla yazar ve karakter, oyuncu ve rol, yaratan ve eseri arasında ki ilişkiyi keşfediyor.Şimdiden iyi seyirler diliyorum.

********************

Bana her konuda fikir ve önerilerinizi yazabileceğinizi sakın unutmayın dostlar sevgi ile kalın.
İletişim için; onurayan@hotmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir