SORU BANKASI İŞE YARAR MI?

Yazı boyutu

Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Karip, yardımcı kitaplar konusunda özellikle Soru Bankası ne işe yarar? Diyerek ‘öğrencilere, öğrenilmiş çaresizliği yaşatmayın’ dedi.

SENDİKALAR YANLIŞ YANSITTI

19’ncu Milli Eğitim Şurasının sendikalarca yanlış yansıtıldığı kanaatinde olduğunu belirten Prof.Dr.Karip, Sendika ne kadar geniş bir kitleyi temsil ediyorsa buna bağlı olarak şurada temsil sayısı da arttı. Bu anlamda Türkiye’de ilk defa bir demokratik şura yaşandı’dedi.

OSMANLI TÜRKÇESİ

Osmanlı Türkçesini verebilecek öğretmenlerimiz şuanda bütün okullarda normu bulunan öğretmenler. Edebiyat, Tarih, Anadolu İmam hatip Liselerinde ilahiyat Fakültesi mezunlarımız var. Bu öğretmenlerimiz bu dersi verebilir ve sayısal olarak öğretmen sıkıntımız yok. Uygulamayı izleyeceğiz gerekirse ilave bir eğitimde verebiliriz.

ÖĞRENCİ ÖĞRENEMEYECEĞİNİ BİLE DÜŞÜNEBİLİR

Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emin Karip yardımcı kaynak kitaplarla ilgili olarak ‘Öncelikle Soru Bankası ne işe yarar? Bildiğiniz bir konuda pratik yapmanızı sağlar. Ama sizin bir konuda bilgi öğrenmenizi sağlamaz diyerek önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Karip, Soru Bankaları, Öğrencinin bir eksiğini gidermesini sağlamaz. Hatta Sürekli bu tip sorularla çalışmak şöyle bir olumsuzluğa sebep olabilir; Öğrenci sürekli olarak çözemediği sorular ve güçlük yaşadığı konularla ilgili bir süre sonra o konuyu öğrenemeyeceğini düşünmeye kadar gidebilir. Yani bununla bir öğrenilmiş çaresizlik bile oluşturabiliriz. Bunun örneklerini de yaşıyoruz. Bu anlamda biz şunu yapmak zorundayız. Bir ders kitabımız var ve bu ders kitabının niteliğini geliştirebiliriz. Gerçekten bir öğrencinin kendi başına okuyacağı anlayabileceği ve öğrenebileceği bir yapıya, niteliğe kavuşturmalıyız. Balıkesir’de de bunun için buradayız. Ders kitaplarının incelenmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili.

DERS KİTAPLARINDA 4 ÖNEMLİ KRİTER

Ders kitapları ile ilgili olarak, Kitabı kabul kriterlerini değiştirdik. 4 kriter var. Anayasa ve kanunlara uygunluk. Kitabın bilimsel yeterliliği ve hiçbir hata olmayacak. Güncel bilimsel bilgiler olacak ve görüşü, kanaati bilimsel bilgi gibi vermeyecek bu kitap. Kaynağı belli olmayan bir bilgiyi öğrencinin önüne koymayacak. Web sayfası ,internetten alınmış bir bilgiyi kitaba koymayacak. Uzman kuruluşlar vardır elbette ki onlar referans olabilir bilgi alınabilir ama bir Tarih bilgisini web sayfasından alamazsınız. Bir mesnevi bugün hepimizin erişebileceği bir kitap kaynak. Üçüncü olarak ders kitabının öğretim programına uygun olarak hazırlanmış olması gerekir. Bu amaçların dışına da çıkmayacak amaçların kazanımında eksiği de olmayacak. Görsel tasarım konuya derse uygunluğa uygun olması gerekiyor. Bir kitabın, ele alındığında anayasa ve kanunlara uygunluğa bakıldığında ders kitabı hiçbir siyasi görüşü toplumun bir kesimini tahrik yada rencide edici küçük düşürücü içerik içeremez. Ayrımcılık yapamaz. Toplumun tüm kesimini kapsar. Cinsiyet açısından da makul bir denge olmalıdır. Örneğin 5 erkek çocuk verilmişse kızlar bunun neresinde. Kullanılan isimlere kadar önem taşır. Kullanılan isimlerin neyi çağrıştırdığı toplumdan örneklerin olduğu olaylar. Çocuk kendisini kitapta görebilmeli. Bildiği bir ortamda o kitabın ona sunulması gerekir.

OSMANLI TÜKÇESİ

Osmanlı Türkçesi bizim Sosyal Bilimler Liselerinin kurulması ile birlikte zorunlu ders olarak yer aldı. Sosyal Bilimler Lisesinin kuruluşundan bugüne Osmanlı Türkçesi dersinin öğretim programı hazırlandı ve okutuluyordu. Tecrübelere bakıldığında Lise öğrencisi ileri düzeyde uzmanlık derecesinde bir eğitim almıyor. Zaten kullandığımız kelimeler, bizim tarihimizde bizim köklerimizde kullandığımız kelimeler. Bunları öğrenmekte de zorluk yaşamadık. Öğrencilerde kolaylıkla öğreniyor.

ÖĞRETMENLERİMİZ YETERLİ

Osmanlı Türkçesini verebilecek öğretmenlerimiz şuanda bütün okullarda normu bulunan öğretmenler. Edebiyat, Tarih, Anadolu İmam hatip Liselerinde ilahiyat Fakültesi mezunlarımız var. Bu öğretmenlerimiz bu dersi verebilir ve sayısal olarak öğretmen sıkıntımız yok. Uygulamayı izleyeceğiz gerekirse ilave bir eğitimde verebiliriz.

SEÇMELİ DERS

2013 yılında diğer Liselerimizde seçmeli ders olarak koyduk. Sosyal Bilimler Liselerinde var ve bir talepte vardı. Diğer Liselerimizde özellikle öğrencilerimizde seçmeli ders olarak talep vardı. Osmanlı Türkçesi ile ilgili Örneğin bir ilimizde öğrencimiz, 8bin imza getirdi. Kendi aralarında bir çalışma yapmışlar ve ‘seçmeli ders olarak okumak istiyoruz’ diyorlar. Bunun dışında da talepler olunca Osmanlı Türkçesini müfredatımıza ekledik. Yaklaşık 61 bin 500 öğrenci bu dersi seçmiş durumda ve okutuluyor. Dersin okutulması aşamasında problem yok Çünkü Hem tarih, hem Edebiyat bölüm mezunları lisans eğitimleri boyunca bu dersi alıyorlar. Edebiyat Fakültelerinde dört dönem boyunca haftada 4 saat ders olarak Osmanlı Türkçesini alıyor. Öğretmen olan kişilerde bu dersi almış olan kişiler. Bununla ilgili İlave bir eğitim ya da yetiştirme gerekirse Bakanlığımızın Sosyal Bilimler Liselerinde öğretmenlere verdiği eğitimler daha sonraki eğitimler hizmet içi eğitimlerle de veriliyor gerektiği zaman. Uygulamada öğretmen problemimiz yok.19’ncu Milli Eğitim Şurasında alınan karar Osmanlı Türkçesinin Anadolu İmam Hatip Liselerinde de zorunlu ders olarak okutulması. Diğer Liselerde ya da Fen Liselerinde seçmeli ders olarak devam edecek.

KADİM BİR MEDENİYETİMİZ VAR

Osmanlı Türkçesi gerekli. Sürekliliğini sağlama açısından da önemli. Bir kelimeyi bildiğiniz söylediğiniz zaman onunla ilişkili olan birçok kelimeyi çıkarabilirsiniz. Birbiri ile ilişkili çok kelime var. Burada kadim bir medeniyet var. Kadim bir tarih, kültür var. Bununla bağın kopmaması gerekiyor. Bir milletin toplumun kendi geçmişi ile bağını kopararak geleceğe gitmesi başarılı olması o geleceği sağlıklı bir şekilde kurması hiçbir zaman mümkün olmaz. Geçmişle bağın devam etmesi ve üzerine inşa edilmesi gerekiyor.

YANLIŞ YANSITILDIĞI KANAATİNDEYİM

19’ncu Milli Eğitim Şurası ile ilgili olarak konunun yanlış yansıtıldığı kanaatinde olduğunu belirten Prof.Dr Karip ‘Özellikle sendikalarla ilgili konuda yanlış yansıtıldığı kanaatindeyim. Özellikle sendikalarla ilgili konuda. Biz şunu gözettik. Sendikalarla üye sayısı olarak oranlı olarak sendikalardan davette bulunduk. Sendika ne kadar geniş bir kitleyi temsil ediyorsa buna bağlı olarak şurada temsil sayısı da arttı. Bu tamamı ile üye sayısı ile orantılı.’ dedi. Karip konuşmasına şöyle devam etti: Bütün sendikaları mümkün olduğunca davet ettik. Belirli bir sayının altında olduğu zamanda artık lojistik olarak herkesi davet etmeniz mümkün değil. Bunun içinde davet edemediklerimizde oldu. Belirli ölçekteki sendikaların tamamı davet edilmiş oldu. Eğitim sisteminde demokratikleşmeyi sağlayacaksanız bu söylemle olacak şey değil. Burada hem öğretim programları programı, ders kitaplarının hazırlanması kabulü süreçlerinin demokratikleşmesi ama aynı zamanda içeriklerinin de demokratikleşmesi ayrım yapmadan belirli bir kesimi diğer kesime göre ön plana çıkarıcı ögelerin olmaması gerekiyor. Bütün bunun ötesinde öğretim programları, ders kitaplarımızın eğitim öğretim uygulamalarının toplumu tamamını kucaklayıcı şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Uygulamalarda zaman zaman aksamalarda olabilir bunları iyileştirmek hepimizin görevi.

MİLLİ EĞİTİM ŞURASI

19’ncu Milli Eğitim Şurasının şöyle bir özelliği vardı daha önceki şuralarda bir oy kullanma hakkına sahip üyeler vardı. Birde müşahitler vardı. Dolayısıyla oy kullanma hakkına sahip üyeler daha çok bürokrasiden oluşuyor. Bu anlamda Türkiye ilk defa bir demokratik şura yaşadı. Bütün üyeler oy kullanma hakkına sahip STK’lar var. Sendikalar var. İlk defa bu kadar sayıda öğrenci veli var. Öğrencilerin ve velilerin diğer üyeler gibi oy kullanma hakkı var. Öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz, İl Milli Eğitim Müdürlerimiz, ilçe Milli Eğitim Müdürlerimiz, çeşitli Üniversitelerden akademisyenler var. Farklı olan yanı özellikle Sivil Toplum Kuruluşlarının, öğrenci ve velilerin kullandığı oy var. Seçmeli dersler Fen, Dil anlatım, Sosyal Bilgiler alanlarında örneğin yazarlık ve yazma becerileri diye bir dersimiz var. Bununla Bütün çocuklarımızın yazar olmasını beklemiyoruz. Böyle bir seçmeli derste bir yıl boyunca yazma becerilerini bir araya getirdiğini düşünün bu bir başarıdır. Bu seçeneklerimiz daha önce yoktu. Daha başka ne yapabiliriz bunu istiyor ve ortak temel becerileri daha iyileştirebilmek öğrencilerimizin öğretim programlarını ve ders kitaplarını tamamlamaya çalışıyoruz bir kısmı tamamlandı diğer taraftan da çocuklarımızın yetenek ve ilgileri farklı olduğu için onların becerilerini geliştirebilecekleri istediklerinde de bırakabilecekleri alanlar olsun diye çalışıyoruz. Bir çocuk diyelim ki 5’nci sınıfta görsel sanatları seçmeli ders olarak seçmişse 6’ncı sınıfta da bunu seçmek zorunda değildir.

DEĞERLER VE FARKINDALIK

Değerler le ilgili olarak bir farkındalık oluşturmak için yapılan çalışmalar son derece önemli. Ancak değerler Eğitimini biz asla bir bağımsız bir derse indirgeyecek kadar küçük görmemeliyiz. Değerler eğitimi hayatımızın her alanı ile ilişkili. Okulda çocuğa nasıl bir ortam oluşturduğumuz, iletişim etkileşim içinde olduğumuzla da ilgili. Aynı zamanda değerler Eğitimi şununla da ilgili ders materyallerimizde öğretim programlarımızda bu değerlerin ele alındığı ve işleneceği çoğu zaman dolaylı olarak aktarabileceği ve örneğin ders kitaplarının içeriklerinin hazırlanmasında içerik hangi değeri destekliyor biz buna bakıyoruz.

ÖZEL HABER:KAMİL AKYÜREK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir