Gündem Köşe Yazıları Prof. Dr. Fatih SATIL

Vücudumuzda Yeni Keşfedilen Organlar: “MEZENTER ve İNTERSTİTİYUM”

Yazı boyutu

Bilim dünyasındaki hızlı teknolojik gelişmelerle birlikte imkânların da giderek artması sonucu, bilim insanları tarafından dünyadaki en karmaşık sistemlerden biri olan insan vücudu ile ilgili yeni harikalıklar keşfedilmeye başlandı.

Son yapılan keşiflerle birlikte 100 yıllık anatomi bilgilerimiz yeniden yazılacak gibi. İrlandalı bilim insanı J. Calvin Coffey tarafından, 2012 yılında “Mezenter” denilen ve karın boşluğunu kaplayan ve her şeyi bir arada tutan yeni bir organ keşfedilmişti. Şimdi de ABD’li araştırmacılar, insan vücudunda daha önce keşfedilmemiş bir organ daha bulduklarını iddia ediyorlar. ‘İnterstitiyum’ olarak adlandırılan bu yeni organ, vücutta adeta bir “darbe emici” olarak görev yaparak dokuları koruyor.

Hücreler ve dokular arasını dolduran inters-tisyel sıvı olarak bilinen bu yapı tıp dünyası için yeni bir olgu değil aslında. Ancak araştırmacılar, derinin altında ve organlar arasında bulunan, kan damarlarını, kasları, sindirim ve boşaltım sistemini çevreleyen sıvı dolu bu ağın, aynı yapı ve işleve sahip olduğu için ayrı bir organ olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Yaklaşık on litre sıvıdan oluşan intestitiyum vücuttaki en büyük organ olarak tanımlanıyor.

Bilim insanları, araştırmalar sonunda interstisyum’un vücudun bağışıklık sistemini düzenleyen lenf bezlerinde de olduğunu gördü. Bu nedenle bu yapının, kanser hücrelerinin vücuda yayılmasında bir otoban görevi yapıyor olabileceğinden şüpheleniliyor. Uzmanlar bu yeni organın işlevlerini anlamanın, kanserin vücutta nasıl yayıldığının anlaşılmasına yardımcı olacağını umuyor.

Bugün halen insan vücudunda vazifesini bilmediğimiz pek çok yapı var. Bir zamanlar gereksiz olarak adlandırılan bu tür yapıların bilimin ilerlemesiyle çok önemli vazifelerinin olduğu anlaşılmıştır. Ancak, evrim görüşünü savunanlar tarafından, kendi kısır bilgileri dahilinde vücudumuzdaki bazı organların işlevlerinin olmadığı öne sürülerek, kendilerince evrime delil göstermek ve yaratılış gerçeğini karartmak istemektedirler.

Onlara göre Kalıntı (vestigial) organ adını verdikleri apandist gibi organlar; “atasal türlerde çok belirgin ve önemli görevi olan, ancak gittikçe önemi büyük ölçüde azalmış, yaşamsal önemi olmayan, evrim sürecinde boyut olarak da genellikle küçülmüş olan organlardır” şeklinde tanımlanmaktadır. Hatta evrimciler, bir zamanlar apandist için “çöp organ” ifadesini kullanıyorlardı. Ama bugün anlaşıldı ki; Apandist, vücudumuzda besinin sindirilmesine yardımcı olan yararlı bir bakterinin adeta deposu olan önemli bir organdır.

Başka bir evrim savunucusu da “İnsan Tanrı gözünde en değerli varlık olmasına karşın en çok defekti (bozukluğu) olan tür gibi görünüyor” diyerek insanın mükemmel olmadığını savunacak kadar gülünç duruma düşmektedir. Evrimciler yaratılışı inkâr etmek için her kusur aramaya çalıştıklarında, yeni bir düzen ve ihtişamla daha karşılaşmaya mahkûmdurlar. Kendilerince bulduklarını sandıkları her kusur, yeni keşfedilen organlarda da olduğu gibi Allah’ın yaratma sanatındaki benzersizliğin bir delili daha olarak karşılarına çıkacaktır.

Şu bir gerçektir ki, bir yerde bir sistem varsa, bir düzen varsa bu sistemi yapan ve bu düzeni kuran bir gücün de olması gerekir. Bir iğne bile ustasız olmazken bizim haberimiz bile olmadan ve tamamen bizim menfaatimiz uğruna ve akıl almaz şekilde düzenli olan bu sistem içinde sürekli çalışan vücudumuzun Organizatörü KİM?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir