YÜREKLERDE SIZI VAR

Yazı boyutu

 

Çoğunluğu Müslüman olan ülkemizin şehirlerinde, köylerinde, dağlarında ve ovalarında terör, eşkıya, esrar, bonzai denen kötülükler kol geziyor. Osmanlıya yıllarca başkentlik yapmış padişah, evliya ve enbiya mezarlarının yattığı güzel İstanbul’un sokaklarında, LGBTİ (Lezbiyen, Geyleşcinsel, Bisekssüel, Trans, İnterseks) üyesi yüzlerce kişi istiklal caddesinde slogan atarak, ahlaksızlık saçarak yürüyor. Hem de ramazan ayının ortasında. Dini duyguların hassas olduğu günlerde toplumu tahrik ediyorlar. Dünyada ne kadar şer karabet kuruluş varsa, gelişen Türkiye’ye göz dikti. Ahlak, adap ve toplumsal değerlerimizin daha iyi yaşandığı yerlere saldırıyorlar.

Zina, kumar, uyuşturucu ve seks filmleri izleme çocuk denebilecek yaşlara kadar düşmüş. Alışkanlık ve bağımlılık haline gelmiş. Bonzai kullanımı Kayapa mahallesindeki gençlere kadar inmiş. Kısacası sevgi saygı dostluk gibi toplumsal değerlerimiz yok olmak üzere. Kimsenin kimseye güveni kalmamış. Bencillik, saldırma, küfür, fitne ve çıkar kavgası her geçen gün biraz daha toplumları etkisi altına almaya ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Ülkemin dağlarında hala silahlı eşkıyalar can almaya devam ederken, şehirlerin orta göbeğinde banka soymaları, adam vurmaları da yine başladı. Eski korkulu kara günler toplumları ürkütüyor. Siyasetçilerimizin bir kısmının, ülkenin içinde bulunduğu bu karmaşık tablonun gelişimi umurunda bile değil. Kendi geleceklerini ve kendi çıkarlarını korumak için siyaset yapıyorlar. Bir kısmı dış destekli şer güçlerle işbirliği yaparken, bir kısmı da günlük çıkarcı politikalarla konumunu korumaya çalışıyor.

Bu üzücü tabloyu gören ve acısını yüreğinde hisseden yönetici ve idarecilerimize hepsi birden birleşerek saldırıyorlar. Yazık çok yazık.

Ülkenin bu tablosu, dış destekli şer güçlerin, ülkeye gelen hizmetleri aksatmak ve durdurmak isteyen odakların, menfaatçi ve çıkarcı yalamaların umurunda bile değil. Eski vurgun vuranın, kapıp kaçanın yaygın olduğu yıllara geri dönülmesi, onların işlerini kolaylaştıracak. Bütün bunlar yetmezmiş gibi birde hükümet kurmada baskıcı metot uygulamıyorlar mı? Dün, anarşi, terör, kavga, kargaşa, kriz ortamı yaratmak isteyen baronlar, bugün hükümet kurmada yol gösterici, rehber olucu metotlara başvurmaya yelteniyorlar.

Doğuda batıda, kuzeyde güneyde, denizde ve karada bütün hudutlarımızı ateş çemberi ile kuşatan dış güçlerin yerli temsilcileri daha çok yaygara koparıp ortalığı velveleye veriyorlar. Türkiye’yi de bu ateş çemberi içine çekmek istiyorlar.

İslam coğrafyasının perişan hali ise yürekleri dağlıyor. Yerkürenin egemen güçleri değişik sinsi politikalarıyla Müslüman’ı Müslüman’a düşürdüler. Nasıl düşürdülerse, Müslümanlar birbirini boğazlamayı ve kardeşkanı akıtmayı adeta CİHAT olarak görebiliyor ve bir birini yiyor. Orta doğunun bağrına bir kılıç gibi saplanan İsrail devleti kurulalıdan beri kan ve gözyaşı hiç dinmiyor. Suriye, Irak, Filistin, Gazze daha birçok ülke kaynıyor. Elinde silah olan birbirini öldürüyor, olmayan evini, diyarını, toprağını terk ediyor. Eşini, çocuklarını alan can havliyle kaçıyor. İnsanlar perişan. Çocuklar kadınlar aç ve açıkta. Doğu Türkistan’daki, Arakan ve Myanmar’daki Müslüman Türklerin hali dersen daha kötü. Çin zulmüne dayanılmıyor. Afrika’da bulunan Çad, Somali, Nijer, Mali gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar arasında çıkarılan, kabile savaşları, inanış ayrılıkları durmadan kan akıtıyor. Açlıktan ölenlerin yanında birde savaşlar can alıyor. Kimileri ülkesinin dağlarındaki vadilerde bulduğu bir ıssız köşede hayatını bir çul çadır içinde sürdürmeye çalışırken, kimileride çocuklarını alıp en yakın ülkeye kaçıyor. Kaçarken kimileri denizde boğuluyor, kimileri yollarda açlık ve hastalıktan can veriyor. Kimileride savaş toplarının yıktığı molozların arasında can veriyor. İslam âlemindeki çığlıklar arşı alayı titretiyor.

Velhasıl her taraf tarumar ve her taraf kan ve gözyaşı. İşin en can alıcı yönü de bütün bunlar İslam âleminin bayramlarında her yıl hız kazanıyor.  İşte bütün bu acı gerçekler ortamında buruk bir bayram yaşıyoruz veya yaşatıyorlar. Ülkemizdeki bolluk ve bereketin içinde yüreklerde sızı var sevgili dostlarım. Hoşça kalın.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir