HOŞGÖRÜLÜ OLMAK

Yazı boyutu

Toplumlar tam bir çılgınlık halinde. Ölme, öldürme, savaş, kavga, evden kaçma, firar, uyuşturucu, fuhuş, zina haberleri hayatımızın her anında var. Madde ve makam düşüncesi, insanlığı tam bir felaket içine sürüklemekte. Ayni atmosfer altında birlikte yaşadığımız insanlarla iyi geçinip, olumlu yaklaşımlar kurmayı düşünen bir avuç insan kaldı. Kaçılabilecek başka bir dünya olduğunu tespit edebilsek, yaşadığımız yer küre kısa zamanda boşalır kanaatindeyim. Gidilebilecek bir başka dünya ve bir başka diyar olmadığına göre, karşılıklı olarak hoşgörü ve sevgi kültürüne ihtiyacımız var. Hoşgörü kadar tatlı ve hayata mutluluk veren bir kavramı bırakıp, vahşi kapital sistemin gereklerini uygulamak kadar acı ve elem verici bir olgu yoktur.

Farkında olmadan, her yeni günde, madde için birbirimizi yıkıp, yakmaktayız. İnsan hayatında madde olmadan da hayat devam eder amma, günümüzdeki gibi olur. Bu karmaşık yaşam tarzının içine HOŞGÖRÜ olgusunu eklesek hayat bir başka güzel olur ve mutlulukla dolar. Çok yönlü yalanların, çamur atmaların, hakaretlerin, kavgaların ve kandırmaların, kol gezdiği bir ortamda, kulağa hoş gelen, gönülleri okşayan,  herkesin hemen birleştiği olumlu bir kavramdır HOŞGÖRÜ. Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının doğuş sebebi sevgi ve hoşgörü eksikliğidir. İnsanlar arasındaki ilişki dokusunu hoşgörü kadar olumlu etkileyen bir başka sihirli kavram yoktur.  Hoşgörü ve güler yüzün insanlığa kazandırdıklarına bir göz atalım.

Hoşgörü çeşitlilik içinde bir uyumdur. Hoşgörü, bilgiyle, yürek açıklığıyla, iletişimle, vicdan ve inanç özgürlüğüyle beslenir. Hoşgörü, kabullenme, lütfetme, göz yumma veya maddi fedakârlıkta bulunma değildir. Hoşgörü, görünüşü, mali durumu, konuşması, davranışı, bilgisi, doğal olarak farklı olan insanların, biri birini olduğu gibi kabul edip, barış içinde yaşama hakkına sahip oldukları gerçeğini kabul etmek demektir. Hoşgörü, canlı yaşayışında, nefisleri uyumlu hale getiren bir eğitim metodudur.

Hoşgörü insanın hem kendi iç dünyasıyla ve hem de çevresiyle huzurlu bir hayat geçirmenin, “yaratandan ötürü” hoş görme olgusudur. Hoşgörü çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluğun, güvensizliğin, sabırsızlığın çaresi olabilecek tek reçetedir. Hoşgörü insan yaşamının özüdür. Hoşgörü, doğuştan içimizde var olan sevginin dışa yansımasıdır. Hoşgörü sağlıklı insan davranışıdır. Hoşgörü müsamahadır. Hoşgörü, sevmek ve sevilmektir. Hoşgörü, halden anlamaktır. Hoşgörü, olması gereken bir hayat tarzıdır. Hoşgörü, kendini ve haddini bilmektir. Hoşgörüsüz bir hayat tarzı, tuzsuz yemek gibidir. Hoşgörü, savaş kültürünün, barış kültürü ile yer değiştirmesidir. Hoşgörülü bir dünyada yaşamak daha bir başka güzeldi

Hoşgörüyü esas almayan bir uygarlık, ne kadar gelişme gösterip, teknolojik imkânlara ve maddi olanaklara sahip olursa olsun, insanlığa kan kusturur. Şu an batı uygarlığının yaptığı gibi. Maddeyi öne alıp,  hoşgörüyü ve insanlığı maddeye tabi tuttuğu gibi. Unutulmamalıdır ki, hicranla ağaran saçlar değil, HOŞGÖRÜSÜZ kalan kalplerdir. Hoşgörünün, barışın, sevginin, kardeşliğin, mutluluğun, edebin, ahlakın hâkim olduğu bir dünyada yaşamak temennisi ile hoşça kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir